Biberiyeli Kuzu Budu Sarması (4 Kişilik)

25 Şubat 2010 Yazan admin  
Kategori Yemek Tarifleri


1 adet kuzu budu
1 tatlı kasığı biberiye
1 adet soğan
1 kahve fincanı mısırözü yağı
1 çay bardağı iri çekilmiş ceviziçi
3 adet haşlanmış havuç
Tuz, karabiber
Bağlamak için: Pamuk ipliği
Sosu için:
1 kahve fincanı mısırözü yağı
3 diş sarmısak
1 çorba kasığı salça
1 kahve fincanı sirke
1 çay bardağı su
Yeteri kadar tuz, karabiber

Yemeğin Tarifi
Kuzu budunu kemiğinden sıyırıp, bütün olarak açın. Soğanı rendeleyin. Tuz, karabiber, 1 tatlı kasığı biberiye ve 1 kahve fincanı mısırözü yağı karıştırıp, etin üzerine sürün. Etin üzerine bıçakla çentikler atın. Etin bir kenarına ceviz içini, dilimlemiş havucu koyun. Rulo seklinde sarın. İple her yerinden sıkıca bağlayın.

Hafif yağlı tencerede 4-5 dakika ön pişirme yapın. Sürekli çevirerek ruloyu hafif kızartın. Bu arada pişirme sosu için, tavaya mısırözü yağını alın. Salça, dövülmüş sarmısak, 1 kahve fincanı sirke, su, tuz ve karabiber ilave edip bir tasım kaynatın.

Kuzu rulosunu yağlanmış bir fırın kabına alın. Hazırladığınız sosu üzerine gezdirin. Kızgın fırında yaklaşık 90 dakika tutun. Et pişerken kurumaması için sosundan kaşıkla alıp üzerine gezdirin. Dilimleyerek servis yapın

Ağız ve diş sağlığı nasıl korunur

25 Şubat 2010 Yazan admin  
Kategori Sağlık


Dişlerin gelişimi sırasında yapı ve diziliş bozuklukları meydana gelir.Normal olarak ağız kapatıldığı zaman çenelerin durumu üst dişler önde alt dişler arkada olacak biçimdedir.Bunun tersi durumlarda dişlerde kapanma hatası oluşur.Yine dişlerin düzensiz sıralanması sonucunda da kapanma hatası meydana gelir.Kapanma hatası sonucunda besinleri çiğneme güçlüğü oluştuğu gibi bu durum diş eti sağlığının da bozulmasına neden olur.Düzensiz dişlerin en önemli nedeni süt dişlerini zamanından önce kaybedilmesidir.Bunun sonucunda kalıcı dişler birbirinin üzerine gelecek şekilde dizilir.

Çeşitli nedenlerden dolayı dişlerde renk bozuklukları meydana gelir.Örneğin;sigara dişlerde renk değişikliklerine neden olur.Sigara içenlerin dişleri kahverengimsi bir renk alır.Yine canlılığını kaybetmiş olan dişler gri renkte görülür.Çocukluk döneminde alınan antibiyotikler de dişlerde renk bozukluklarına neden olabilir.Gebelikte ya da küçük yaşlarda geçirilen hastalıklardan kaynaklanan yüksek ateş,dişlerde renk ve yapı bozukluklarına neden olabilir.İçme sularındaki flüorun azlığından dişler çürürken,sulardaki flüorun fazlalığı ise dişlerin sararmasına neden olur.

AĞIZ VE DİŞ SAĞLIĞI NASIL KORUNUR?

1) Ağız ve diş sağlığının korunmasında beslenmenin önemli bir yeri vardır.Alınan besinler kalsiyum,fosfor ve flüor minerallerini yeterince içermelidir.Dişlerin gelişimi sırasında bu mineraller alınmalıdır.Yine alınan besinler diş eti ve diş sağlığı için A,D,C vitaminlerini içermelidir.Belirtilen mineraller ve vitaminleri karşılamak için yeterince et,süt,süt ürünleri,yumurta ile sebze ve meyve tüketilmelidir.

2) Diş çürümelerinin önlenmesi için dişler düzenli olarak yemeklerden sonra tekniğine uygun fırçalanmalıdır.

3) Öğün aralarında özellikle şekerli yiyecek ve içecekler tüketilmemelidir.Şekerli besinlerin tüketilmesi durumunda fırçalama imkanı yoksa en azından ağız suyla çalkalanmalıdır.Aynı durum kola gibi asitli içecekler için de geçerlidir.

4) Sert cisimleri ısırma,parmak emme,tırnak yeme ve kürdan kullanma gibi alışkanlıklar dişlerde gelişme bozukluklarına,düzensiz dişlere ve diş eti hastalıklarına neden olduğundan bu durumlardan kaçınılmalıdır.

5) Dişlerde çürük oluşumu başladıktan sonra aylarca sürer.Bu nedenle yılda en az iki defa diş hekimine giderek sorunlar büyümeden erken tanı konularak,tedavisi yapılmalıdır.Böylece sorunlar büyümeden durum düzeltilir.

6) Ağız kokusu olduğunda nedeni araştırılarak diş çürüklerinden mi yoksa sinüzit,bademcik iltihapları,şeker hastalıkları gibi rahatsızlıklardan dolayı mı oluştuğu belirlenerek gerekli tedavi yapılmalıdır.

7) Diş araları sert cisimlerle karıştırılmamalı ve diş iplikleri kullanılmalıdır.Diş eti hastalıklarının oluşmasının başlıca nedeni dişlerin kürdanlarla temizlenmesidir.

8)Dişlerle ceviz,fındık gibi sert kabuklu yiyeceklerin kabukları kırılmamalıdır.

9) Çok soğuk ve çok sıcak yiyecekler artarda yenildiğinde diş minesini çatlatabileceğinden bu gibi durumlardan kaçınılmalıdır.

10) Sürekli yumuşak besinlerle beslenilmemelidir.Havuç,elma,armut,ayva gibi meyveler ısırılarak yenmelidir.

11) Çocuklardaki süt dişleri de dahil olmak üzere hekim önerisi olmadan dişler çekilmemelidir.

AĞIZ VE DİŞLERİN TEMİZLİĞİ
Çürüklerin , diş eti hastalıklarının ve diş taşlarının nedeni ; yemeklerden sonra dişlerimizin üzerinde biriken yemek artıkları ve bakteri tabakasının ( bakteri plağının ) iyi bir şekilde temizlenmemesidir.

Yeterli sıklıkta , sürede ve şekilde dişlerin temizliği yapılmazsa bir takım sorunlarla karşılaşılması kaçınılmazdır.

Yemeklerden sonra yeterince temizlenmeyen bakteri plağı ; zaman içerisinde ağız ortamının ” asit ” hale gelmesine neden olarak bakteri üremesine dolayısıyla da çürüklere ve diş eti hastalıklarına neden olur. Diş taşları ; zaman içerisinde tükürüğün içerisindeki minerallerle birleşen bakteri plağının sertleşmesiyle oluşur. Dişeti tedavisi ile temizlenir.

Ağız ve dişlerin iyi bir şekilde temizlenebilmesi için
• Her yemekten sonra dişler fırçalanmalıdır ( günde en az 3 kere )
• Dişlerin fırçalanması doğru bir şekilde ve en az 3 dakikada yapılmalıdır.
• Gece yatmadan önce mutlaka dişler fırçalanmalıdır
• Günde bir kere ” diş ipi ” kullanarak , dişlerin araları temizlenmelidir
• Günde en az bir kere ağız çalkalama solüsyonları ile gargara yapılmalıdır
• Diş eti çekilmesi olanlar veya protez kullananlar ” ara yüz fırçası ” ile temizlik yapmalıdır
Ağız ve dişlerin temizliğinde uygulanan yöntemler:

Diş Fırçalama
• Dişler dış yüzeyleri , 45 derecelik bir açıyla dişe yaklaştırılmalı ve diş etinden bakteriler uzaklaştırılarak fırçalanmalıdır.
• Dişlerin İç yüzeyleri , özellikle ön bölgeler dar olduğundan fırça dik olarak sokularak fırçalanmalıdır.
• Dişlerin tüm yüzeyleri , iç ve arka taraflarda tam olarak fırçalanmalıdır. Genellikle sadece ön dişlerin ön yüzeyleri fırçalandığından çürükler daha çok arka bölgelerde oluşmakta , diş taşları ise çok az fırçalanan alt ön bölgede olmaktadır…

Diş ipi kullanımı
• Belirli düzeyde diş fırçalayanlarda çürükler genellikle ara yüzlerde ( dişlerin birleşim yerlerinde ) oluşmaktadır.
• Ara yüz çürükleri sadece diş ipi kullanılmasıyla önlenebilir.
• Kolay kullanım amacıyla mumlu diş ipleri tercih edilir..Ayrıca florlu diş ipleri de tercih edilebilir..
Diş ipi her iki elimizin işaret parmağına dolanarak ve baş parmağımızın yardımıyla kullanılır.

Ara yüz fırçası kullanımı
• Diş eti çekilmesi olanlar mutlaka ara yüz fırçası kullanmalıdır. Dişetinin çekilmesiyle oluşan boşluklar bakteriler için uygun birikme ve çoğalma alanlarıdır.Bu nedenle mutlaka her yemekten sonra diş araları temizlenmelidir.
• Porselen köprü kullananlar her yemekten sonra köprünün altını temizlemelidir. Çünkü porselen köprü altındaki boşluklar yemek artıklarının birikmesi ve bakteri üremesi için uygun alanlardır.
Ortodontik tedavi görenlerde genellikle diş fırçası yetersiz kalmakta ve ara yüz fırçası ile tellerin arasının temizlenmesi gerekmektedir.

Bayanlar Mart Modasından Haberiniz Olsun

25 Şubat 2010 Yazan admin  
Kategori Bayanlara Ozel


Ara sezonda ne alsam, ne giysem diyenler için hazırladık bu ayki alışveriş sayfalarımızı. Bir jean ile üzerine bir üst, bir kalem etek ya da küçük bir siyah elbise…Üstelik bu temel parçalarla, yıllarca giyilebilecek bir gardıroba sahip olmanız mümkün…

Işın Karaca’dan yeni klip Uyanış

25 Şubat 2010 Yazan admin  
Kategori Yeni Klipler


Türkiye’nin sayılı kadın vokallerinden IŞIN KARACA’nın 4. stüdyo albümü UYANIŞ’ın yeni video klibi albümle aynı adı taşıyan şarkıya çekildi. Galata’da başlayıp, İstanbul’un çeşitli mekanlarında ve Işın Karaca’nın kendi evinde çekilen klibin yönetmenliğini Cem Başeskioğlu yaparken, art direktörlüğünü ve fotoğraflarını Sedat Doğan çekti.

Türkiye’de daha önce denenmemiş bir teknik ile gerçekleştirilen “Uyanış” şarkısının video klibi 54 saatte tamamlandı. Klipte 2007 yılında tam 4 dalda Oscar’a aday olarak gösterilen Kelebek ve Dalgıç filminde kullanılan kamera tekniği kullanıldı.

Aldatılan kadının intihara kadar giden hikayesinin görüntüleri sevgilisinin kendi gözünden anlatıldığı klipte sinema dili ustaca işlendi.

Işın Karacanın intihar sahnesinde zor anlar yaşadığı ve büyük bir kazaya son anda engel oldukları video klipte büyük bir sürpriz izleyenleri bekliyor.

Mahsun Kırmızıgül Ay Aman

25 Şubat 2010 Yazan admin  
Kategori Şarkı Sözleri


Mahsun Kırmızıgül – Ay Aman
Güneşe dokunmayın o benim sıcaklığım
Geceme dokunmayım geceler dert ortağım
Yarime dokunmayın yar benim tek varlığım
Canıma dokunmayın bu canım Allah`ımın
Ay aman aman aman geceler uyuyamam
Ay aman aman aman utanır ağlayamam
Ay aman aman aman ellere alışamam
Ay aman aman aman ben onsuz yaşayamam
Aşk duraklarda eskir gemiler limanlarda
Hasret yürekte eskir yeminler yalanlarda
Sevenler ölmez derler benim gibi sevenler
İçim yanıyor benim bu karanlık akşamlarda
İçim yanıyor benim bu onsuz akşamlarda

Söz : Mahsun Kırmızıgül, Hakkı Yalçın
Müzik : Mahsun Kırmızıgül
Aranjör – Yönetmen : Mahsun Kırmızıgül

Hayko Cepkin Zaman Geçti

25 Şubat 2010 Yazan admin  
Kategori Şarkı Sözleri


Hayko Cepkin – Zaman Geçti
çok zaman geçti üstünden
çok zaman geçti üstünden
çok zaman geçti üstünden

ağır ağır ölür beden arama yoktur neden
bulursun kendiliğinden bir yol
keşke dinlesen beni
kimler üzdüyse seni
unut geçmişi geriyi sen ol

çok zaman geçti üstünden
çok zaman geçti üstünden

ağır ağır ölür beden
arama yoktur neden
bulursun kendiliğinden bir yol
keşke dinlesen beni
kimler üzdüyse seni
unut geçmişi geriyi sen ol

Aşığım ve dünyayı koşarak dolaşabilirim

25 Şubat 2010 Yazan admin  
Kategori Röportaj


İnsanın yanındayken kendini iyi hissettiği insanlar vardır ya, işte Rojda Demirer onlardan. Sürekli enerji patlamalarıyla yoranlardan değil, daha çok hayatın huzur ve sakinlik tarafında yaşayanlardan… Hırsı, ”hayat kaçıyor, yetişmeliyim” çabası, derin travmalarla örülmüş karmaşık bir yaşamı yok. Küçük yaşta babasını kaybetmiş olmasına rağmen bir yarısının eksik olduğunu hissettirmeyen ve kendini çocuklarına adayan bir anneyle büyümüş. Ankara’da mutlu bir çocukluk geçirmiş, sekiz yaşında TRT Ankara Radyosu’nda seslendirmeyle başlamış meslek hayatına. Çocuk kuşağında oyunculuk ve sunuculuk, tiyatro, konservatuar, diziler derken 29 yıllık hayatına 21 yıllık meslek hayatı sığdırmış Rojda… Onu ilk olarak Emel Müftüoğlu ve Talat Bulut’la birlikte rol aldığı ”Aşk Olsun” dizisiyle ve Türkan fioray’ın kızını canlandırdığı ”Gönderilmemiş Mektuplar” filmiyle tanıdık. Üstelik Rojda ilk defa bir sinema filminde rol almasına rağmen ÇASOD’dan ödül de kazandı. Altı yıldır farklı dizilerle kendisini izleyiciye sevdiren Rojda şimdi ”Melekler Korusun”da Esin karakterini canlandırıyor.

Genç oyuncu, işinde de özel hayatında da mutluluğun formülünü çoktan bulmuş görünüyor! Üstelik çok aşık, sekiz aydır ayakları pek yere basmıyor! Hayatında ilk defa evlenmeyi, çocuk yapmayı düşünüyor spor eğitmeni ve müzisyen erkek arkadaşı Erhan ile. Elbette, bu aşk enerjisini görünce oradan girmek icap etti sohbete…

Aşk kolay mı zor mu sana göre? Nasıl aşık oldun sevgiline?
Zor beğenen ve zor aşık olan biriyim. Belki de o duyguyu yakaladığım için şimdi bu kadar iyi hissediyorum. Önce Erhan’ı uzaktan sevdim, bir yıl kadar, belli etmedim çünkü kız arkadaşı vardı…

Ne oldu sonra, peki bu ilk görüşte aşk mıydı?
Evet! Fakat umutsuz bir durumdu önce, çünkü hem kız arkadaşı vardı hem de gittiğim spor merkezinde eğitmendi, bana ”özel” davranamazdı… Hep mesafeliydi bana karşı. Fakat sonra konuştuğumuzda anlaşıldı ki o da aynen benim hissettiğim gibi hissediyormuş… Bir yıl sonra açılabildik birbirimize, sekiz aydır da birlikteyiz.

Gelecek konuşuyor musunuz? Evlilik mesela?
Evet, konuşuyoruz… Daha önce hiç ama hiç düşünmezdim evliliği. Sanırım o doğru insanı, her ihtiyacına cevap veren insanı bulmakla ilgili bir durum. Bugüne kadar hep uzun süreli ilişkilerim oldu ama demek ki o duyguya hiç ulaşamadığım için düşünmemişim…

Çocuk yapmakla ilgili de konuşuyor musunuz?
Kendimi annelik duygusuna çok yaklaşmış hissediyorum, çok istiyorum. Eskiden böyle değildim… Çocuk gördüğüm zaman içim bir tuhaf olmazdı önceden. fiimdi tutamıyorum kendimi, değişmişim.

Nasıl bir değişim bu? Geçen zamanla aran nasıl, 30′a yaklaşmak hem mesleki hem de kişisel açıdan seni paniğe sürüklüyor mu?
Hayır, kesinlikle… Mesleki açıdan konuşacak olursam, zaman ilerleyecek, herkesin arkasından bir sonraki nesil gelecek, onların yerini alacak, bu hayatın doğasında var. Çocukluğumdan beri bu meslekle uğraştığım için bu yaşa kadar çok hazmederek geldim, o nedenle hiçbir konuda telaşım, paniğim, ”ya biri benim önüme geçerse”lerim yok. Bugüne gelene kadar yaptığım tüm işlerin yavaş yavaş tadını çıkara çıkara yaptım, bir anda kendimi oyuncu olarak bulmadım. O nedenle yaşla birlikte meslekte yaşanan süreci yadırgamıyorum.

Çok küçük yaşlarda başlamışsın bu işlere, ilk hikayen nedir?
Küçükken piyano dersleri alıyordum. Hocam, ”TRT Ankara Radyosu piyano sınavları açıyor” demişti. Gittim bir baktım, aslında çocuk saati seslendirme sınavlarıymış! Tabii oraya gitmişken annem ”o kadar geldik, gir istersen” dedi. Girdim sınava ve nasıl olduysa 1000 kişinin arasından 30 kişiye girmeyi başardım.

İlk oyunculuk deneyimin ne zamandı?
TRT televizyonu herhangi bir çocuk oyuncuya ya da sunucuya ihtiyaç duyduğunda radyoya başvurur, eğitim almış çocukları tercih ederdi. Bu şekilde TRT’de başladım oyunculuk yapmaya, programlar sunmaya. Derken kendimi bu işin içinde buldum!

Profesyonel anlamda mesleğinin olmasına nasıl karar verdin?
İlk defa 8 yaşında tanıştım bu işlerle ama o zamanlar ne nedir, ne değildir farkında değildim tabii. Elimizde tekstler, stüdyoya girip okumalarımızı yapardık, oyun gibiydi. Ne zaman TRT’de dizilere oyuncu olarak seçildim, set ortamını tattım, işte o zaman ısınmaya başladım. 14 yaşındayken Ankara Devlet Tiyatrosu ”Gazap Üzümleri”ni sahneye koyacaktı. Küçük bir kız çocuğuna ihtiyaçları vardı, radyoya geldiler, deneme yaptılar, beni seçtiler… 3 yıl boyunca o karakteri oynadım. İşte bu 3 yıllık süreçte konservatuara girmeye karar verdim. Tek okul, tek bölüm denedim ve ilk sınavımda kazandım… Üç yıl boyunca tiyatroda çok önemli oyuncularla oynamıştım. Sınava hazırlandığım dönemde çok yardımcı oldular bana. Zaten onların arasında 3 yıl geçirmekle çok şey öğrenmiştim halihazırda.

Okul bittikten sonra İstanbul’a gelişin nasıl oldu?
Hiçbir ilgim yoktu aslında İstanbul’la! Bugüne kadar yaptığım işlerde hiçbir zaman kapıları zorlamadım, hiçbir konuda ısrarcı olmadım. Çocukluğumdan beri hep bir fırsat oluyordu, bir teklif geliyordu ve yeteneğimi gösterip alıyordum işleri. İstanbul’a gelişim de böyle gelişti aslında. Ankara Devlet Tiyatrosu’nda çalışırken ”Gönderilmemiş Mektuplar” çekileceği haberi geldi, sinema filmi. Türkan fioray’ın kızını canlandıracak birine ihtiyaçları varmış. Ankara’dan da benimle birlikte 2 kişinin adını vermişler. Aradılar, denendim ve rolü aldım! Bu esnada Devlet Tiyatrosu’nun sınavları vardı, onun neticesinde de Trabzon’a tayin oldum. Filmden sonra dizi teklifleri gelmeye başlamıştı ve üç yıl boyunca İstanbul-Trabzon arası yaşadım. Bu tempoya sonunda dayanamadım ve İstanbul’a taşındım.

Dizide oynamak mı keyifli, tiyatro yapmak mı?
Bence dizide oynamaktan keyif aldığını söyleyen herkes yalan söylüyor! Sadece kazancı iyi ve büyük kitlelere hitap ediyorsunuz, bu iyi. Oyunculuğu gerçek anlamda doyuran tiyatro. Tiyatro hayatımdan hiçbir zaman çıkamaz fakat şu sıralar dizi çok yoğun olduğu için araya sıkıştıramıyorum. İleride muhakkak tiyatro da yapmak istiyorum.

Öyle çok kendini ortalara atmıyorsun, birileriyle ”yakalanmıyorsun”, hayat felsefen nasıldır?
Kendini fark ettirme ihtiyacı olan insanlarda hep bir şeyin eksik olduğunu düşünürüm. Sen yaptığın işe inanıyorsan, düzgün bir duruşun varsa bu yeterli. Benim hiçbir şey için acelem yok, olacak şey olacak zaten! Kendimi yormayı sevmiyorum, hayat zaten yeterince yorucu.

Tatlı tatlı bir enerji yayıyorsun etrafına… Nedir bunun sırrı?
Düşünce gücüne çok inanırım. Evrene bir şey gönderdiğinde onun karşılığını alacağına çok inanıyorum. En olumsuz durumda bile iyi bakabilmeyi becerebilirim.

Pozitif düşünebiliyorsan mutlu hissetmek çok zor olmamalı…
Küçük şeylerden de mutlu oluyorum. Fakat beni en çok mutlu eden, coşku hissetmemi sağlayan duygu aşk. Aşık olduğum zaman kendimi, dünyayı tek başıma koşarak dolaşabileceğim güçte hissediyorum!

İlişkinde nasılsın, güvenir misin sevgiline?
Bilmiyorum kendimi mi kandırıyorum ama bugüne kadar erkek arkadaşlarımın beni aldatmadığını düşünüyorum. Erhan’la ilgiyi konuşacak olursam çok güveniyorum ona. Hiçbir soru yok içimde. Bu iki kişi arasındaki iletişimle, paylaşımla, alakalı. Ya da çok safım!

Daha önce hiç aldattın mı?
Hiç. Zaten aldatacak olsam sevgilimle aramda bir şeyler bitmiş demektir, derhal bitiririm. Yalnız kalacağımı bilsem de ayrılırım. Erkekler ise biraz daha başka bir perspektiften bakıyorlar ama bir erkek çok mutluysa ilişkisinde herhangi bir risk almaz gibi geliyor.

Hayatında ”güzellik” kavramının yeri ne?
Güzelsen eğer, hayata bir sıfır önde başladığın doğru. Bunun devam edebilmesi için başka unsurlar gerekiyor. Güzellik, iyi özelliklerin yanında avantaj sadece.

Burnunu yaptırdın mı?
Evet ve herkes neden yaptırdığımı soruyor! Çünkü eskisiyle arasında pek bir fark yok!

Neden yaptırdın o zaman?
Hani herkesin fark etmediği bir şeyi fark edersin ve sana batar ya, öyle bir durumdu. Yüzüm çok küçük, burnumun yüzüme göre büyük olduğunu düşünüyordum. Biraz takıntı yaptım galiba! Ekranda kendimi izlediğimde beğenmiyordum. Hem estetiğe karşı değilim, insanların mutsuz eden unsurlarını düzeltmelerinde bir kötülük yok bence. Bir şeye takılıyorsan yaptır gitsin, hayat bu kadar zor değil!

Hayat zor değil demek ”kendimi eğittim” mi demek peki? Ben biraz kaybettiğin babanla ilgili konuşmak istiyorum…
Elbette… Bu konuda anneme teşekkür ediyorum. O kadar özel ve güçlü bir kadın ki. Çünkü dul kaldığında 38 yaşındaymış ve babam vefat ettikten sonra tekrar evlenmedi. İki tane kız çocuğunun yanına yabancı bir adam sokmadı. O kadar mutlu bir çocuktum ki… Hem annem hem babam oldu. Hani derler ya babasız büyüyen kadınlar hep kendilerinden büyük sevgili tercih ederler diye, bende hiç öyle olmadı. Hep kendi yaşıtlarımdı. Neticede annemden öğrendiğim çok şey var. Her şeyden önce fedakarlık. Diyorum ki, insanlar sevgiyle birbirlerine yaklaşırlarsa çok, çok mutlu olabilirler. İşte hayat bu kadar basit aslında.

Şu hayatta öğrendiğin en önemli şey nedir?
İnsan sevmek. İkincisi de kötü hırslardan kurtulmak. Seni aşağı çekecek hırslardan… Hayat, mutlu olmak kolay, bunun formülünü ben keşfettim ve çok mutluyum…

Zeynep Dizdar röportajı

25 Şubat 2010 Yazan admin  
Kategori Röportaj


Aşkın Büyüsü” isimli single sarkısıyla beğeni toplayan Zeynep Dizdar, Mine Ayman’la keyifli bir röportaj gerçekleştirdi: “Evet çok duygusal biriyim ama mizacım tamamıyla bu değil. Dans etmeyi çok seviyorum ve bu her zaman, her albümümde olacak…”

Yeni şarkınız “Aşkın Büyüsü” ve sözleri aşkla dolu, bu şarkının bir hikayesi var mı?

Aslında özellikle bir hikaye üzerine kurulmuş şarkı değil. Bu şarkıyı yaparken düşündüğüm tek şey keyifli ve samimi bir aşk şarkısı yapmaktı. Aşk duygusunu bilen, tadan biri de bunu samimi bir şekilde karşı tarafa hissettirebiliyor. Bu şarkının doğuş öyküsü birazda benimle ilgili. Aşkı içten yaşayan biri olarak, şarkımın da bu samimiyette olmasına dikkat ettim.

Görüntünüzle ve söylediğiniz şarkılarla büyük beğeni elde ettiniz, bu değişimin ve başarının sırrı nedir?

Değişim kaçınılmaz. Yeni bir şey yapıyorsunuz. Yeni bir dünya her yaptığınız, her adımınız ve sizde bu yeniliğe uymak durumundasınız. Her şarkı başlı başına bir değişim benim için. Bu şarkıda da böyle oldu. Klipte aşkla güzelleşmiş ve onun heyecanında bir kadın gibi görünmek istedim ve içimde gizlediğim Zeynep’i göstermek istedim. Başarı ise yaptığınız işe inanmaktan geliyor, işin sırrı bu.

Son dönemde dans şarkılarınızla sevildiniz, hayranlarınız bir yandan da slow bir şarkı bekliyor sizden, böyle bir şarkı hazırlığınız var mı?

Müzik hayatına ilk girişim “albüm bazında” slow şarkıyla oldu ve bu şarkı her şeyiyle çok güçlü bir şarkıydı, çok sevildi hatta klasik aşk şarkıları arasına girdi. Tabiî ki bu benim için inanılmaz güzel bir duygu ancak sadece slow şarkı söyleyen bir şarkıcı olmak istemedim ve bu yüzden daha sonraki albümlerde hareketli şarkılara yer verdim. Evet çok duygusal biriyim ama mizacım tamamıyla bu değil. Dans etmeyi çok seviyorum ve bu her zaman, her albümümde olacak. Mart ayında çıkması planlanan bir single çalışmamız daha var ve bu şarkı slow bir şarkı olacak. Benden slow şarkı dinlemeyi seven hayranlarıma şimdiden bunun müjdesini vereyim.

Yeni şarkınız dijital olarak satışta, ne zaman albüm çıkarmayı planlıyorsunuz?

Aşkın büyüsü adlı single çalışmam Power Clup’ta satışta. Yeni albüm çalışmamızı yaz ortası gibi düşünüyoruz. Bunun için yeni şarkılar yaptım, yeni bestecilerden de şarkılar dinliyorum. Bu çok önemli bir albüm olacak benim için çok iyi hazırlanıyoruz. Her şarkının doyumsuz bir tadı olması için çok titiz davranıyorum. Albümü dinleyenler “dinlemeye doyamıyoruz” desinler istiyorum. Ayrıca bu albüm çok büyük bir ekibin çalışması olacak. Müzisyenlerinden dansçılarına, klibinden kostümlerine kadar çok özenli ve başka olacak.

Son dönemde yapılan albümleri nasıl buluyorsunuz? Beğendiğiniz isimler kimler?

Son dönemlerde albümden çok single çalışması yoğunlukta. Bunun yanında yeni çıkan çok iyi isimlerde var. Ben özellikle bir isim vermekten kaçınan biriyim, çünkü bugün dinlemediğim bir sanatçı yarın bir şarkısıyla beni etkileyebiliyor. Albüm olarak dinleyip de beğendiğim bir albüm yok.

Eurovision şarkı yarışması hakkında ne düşünüyorsunuz? Katılmak ister miydiniz? Sizde bu sene bu yarışmada bizi hangi isim temsil etmeli?

Eurovision şarkı yarışması çok büyük bir sınav ve bunun yanında çok büyük bir ödül katılan için. Başarılı olma zorunluluğu çok yüksek. Olsun bir dahaki sefere olur diyebileceğiniz bir yanı yok. Tüm dünya önündesiniz ve başarınızın size getirdikleri kolay kolay elde edebileceğiniz şeyler değil. Bu bir şans, bu yüzden çok çaba ve deneyim gerekiyor. En iyisi benim diyenin bile bir an ayaklarının titrememesi kaçınılmaz. Ben her zaman şunu söylerim; eğer ki şarkınız çok güçlüyse isterseniz perde arkasından söyleyin başarı kaçınılmaz olur, çünkü asıl köprü bu. Bu sağlamsa gönülden gönüle geçiş kolay oluyor. Tabiî ki görsellikte önemli eğer bu da varsa işte o zaman dikkatler sizin üstünüzde demektir. Ben şahsım adına Eurovision şarkı yarışmasına katılmayı isterim ama bunun nedeni asla benim kendi adıma bir kazanç olamaz. Ülkemi temsil etme gururu beni heyecanlandıran ve bununda sorumluluğu çok ağır. Ben yaşamımda hep kazanma duygusuyla büyüdüm. İkinci olmayı kabul edebilir bir yanım yok. Buna kendimi hazır hissettiğimde bende varım diyeceğim.

Kendi albümünüz dışında şu günlerde uğraştığınız başka projeler var mı?

Evet, içinde olmayı istediğim bir proje var buda sürpriz olsun…

Emre Aydın Sony Müzik’te

25 Şubat 2010 Yazan admin  
Kategori Müzik Haberleri


Türk pop&rock müziğinin en başarılı genç temsilcilerinden olan ve geçtiğimiz yıl MTV EMA’yı alarak Avrupa’nın en iyi sanatçısı seçilerek Türkiye’de bir ilki başaran emreaydın Sony Music sanatçısı oldu. İlk albümü “AFİLİ YALNIZLIK” Sony Music&GRGDN etiketiyle ile yayınlanan başarılı sanatçı yeni albümü öncesi GRGDN ile yollarını ayırarak Sony Music ile albüm yapım ve menajerlik hizmetleri anlaşması imzalayarak bundan sonra tüm çalışmalarına sadece Sony Music bünyesinde devam etme kararı aldı.

Anlaşma sonrası yeni albüm çalışmalarına İsveç’te “Kelly Clarkson, Eagle Eye Cherry, Sinead O’Connor, Santana gibi dünyaca ünlü sanatçıların da albüm kayıtlarını yaptığı “Mr Radar Music stüdyoları” nda Mats Valentin prodüktörlüğünde hız veren emreaydın çok kısa bir süre sonra hayranlarıyla buluşmak için gün sayıyor.

Sanatçı “Müzikseverlerle buluşmak için sabırsızlanıyorum ve her geçen gün heyecanım biraz daha artıyor. İlk albümümde beni yanlız bırakmayan ve destekleyenlerin karşısına onların beklentilerini karşılayacak bir albümle çıkmak için çok çalışıyorum” dedi.

Köşk’te devlet zirvesi

25 Şubat 2010 Yazan admin  
Kategori Güncel Haberler


Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ ile Çankaya Köşkü’nde görüşüyor.

Başbakan Erdoğan ve Genelkurmay Başkanı Başbuğ, kritik zirve için Çankaya Köşkü’ne çıktılar.

KÖŞK’TE KRİTİK ZİRVE

Balyoz Eylemi Planı’nın basın organlarında yer almasının ardından planda ismi geçen bazı orgeneral ve oramiraller gözaltına alınması sonrasında, Genelkurmay Başkanlığı’nda generallerin katıldığı toplantı düzenlenmişti.

Toplantı sonrasında kısa bir açıklama yapılmıştı. Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek ise toplantının olduğu günde Genelkurmay 2. Başkanı Orgeneral Arslan Güner’le bir görüşme yapmıştı.

Dün akşam saatlerinde ise Cumhurbaşkanı Gül başkanlığında üçlü zirve yapılacağı açıklanmıştı. Üçlü zirvede, Balyoz Eylemi Planı kapsamındaki gözaltılarla ilgili gelişmelerin değerlendirilmesi bekleniyor.

Sonraki yazılar »

Aşk aşk şiirleri aşk şiirleri aşk şiirleri