Karadeniz kasırgası devam ediyor Ts 3 Fb 2
23 Ağustos 2010 Yazan admin
Kategori Ramazan Özel
Müthiş mücadele Trabzonspor’un! Süper Lig’de 2. hafta mücadelesinde Trabzonspor ezeli rakibi Fenerbahçe’yi 3-2 mağlup etti.
gectiğimiz gün oynanan bursa spor galatasaray macı öncesinde ve sonrasında bursa sporun galibiyetinin kendileri hakkında iyi olacağının hesabını yapan fenerbahcenin fanatik taraftarları değerli kardeşim bekire saygın dostum oğuza galatasarayın mağlubiyetinden sonra benimle dalga gectikleri esnada kendilerine ligte daha ikinci haftadayız hersey değişebilir takımların futbol düzeninin yerine gelmesini bekleyin bu konuşmalar için erken dediğimde bana gülmüşlerdi trabzon sporun bu ezeli ve bir o kadarda üzücü ( zil takıp oynucam nerdeyse
galibiyetinden dolayı bence kendinizi fazla üzmeyin ligde daha ikinci haftadayız
ve futbol anlayısım her ne kadar az olsada bence ligde yazık etmeyin kendinize avrupada oynayın biraz neselenirsiniz hiç olmazsa bir kaç maç bu haber sadece bekir ve oğuz için yazılmıştır bu kişilerin dısındaki futbol severlere her hangi bir şekilde laf atmaca kesinlikle yoktur saygılarımla
İŞTE MACTAN KARELER
Spor Toto Süper Lig’de haftanın dev maçında Trabzonspor evinde, nefesleri kesen mücadelede Fenerbahçe’yi 3-2 mağlup etti ve yeni sezonda oynadığı ikinci maçı da kazanmayı bildi. Hüseyin Avni Aker Stadı’nda oynanan ve ilk yarısı da bordo-mavililerin 3-2 üstünlüğü ile sona eren mücadelede Trabzonspor’a galibiyeti getiren goller 14. dakikada Mehmet Topuz (kendi kalesine), 16. dakikada Yattara ve 29. dakikada Glowacki’de gelirken, Fenerbahçe’nin golleri 27. dakikada Lugano ve 42. dakikada Mehmet Topuz’dan geldi.
Bordo-mavililer 70. dakikada Gustavo Colman ile bir penaltı atışından da yararlanamadı.
Yeni sezondaki ikinci maçını da kazanan Trabzonspor attığı gol fazlasıyla liderlik koltuğuna otururken, Fenerbahçe 3 puanda kaldı.
UEFA Avrupa Ligi’nde ülkemizi temsil eden Trabzonspor, perşembe günü Liverpool ile 1-0 mağlup olduğu maçın rövanşında Trabzon’da, Fenerbahçe de PAOK’a 1-0 mağlup olduğu karşılaşmanın rövanşında rakibiyle İstanbul’da karşı karşıya gelecek.
TOPUZ KENDİ KALESİNİ VURDU…
Trabzon’da gol perdesini açan isim Mehmet Topuz oldu ancak adres yanlıştı. Maçın 14. dakikasında bordo-mavili takımın Selçuk ile kullandığı serbest vuruşta ceza sahasına gelen topu Mehmet Topuz uzaklaştırmak için hava topuna çıktı ancak kafasına çarpan top bir anda kaleye yöneldi ve köşeden ağlarla buluştu. 1-0.
YATTARA SAHNEDE…
Bordo-mavili takım ilk golünden yalnızca iki dakika sonra bir gol daha buldu, bu kez golün altında Yattara’nın imzası vardı. Hızlı gelişen atakta Ceyhun’un pasıyla Yattara, Fenerbahçe savunmasının arkasına sarktı ve ceza sahası içinde topla buluştu, önünde seken topu kaleci Mert’in üstünden ağlara gönderdi. 2-0.
LUGANO FARKI İNDİRDİ…
Fenerbahçe yediği iki golün şokunu atlattıktan sonra rakip kaleye yüklenmeye başladı, sarı-lacivertliler aradığı ilk golü 27. dakikada Uruguaylı oyuncusu Lugano ile buldu. Organize gelişen Fenerbahçe atağında Semih sağ kanatta topla buluştu, önünde seken topu sert bir şekilde ceza sahası içine gönderdi, Lugano bu sert topa çok iyi yükseldi ve kafayı vurdu, topu ağlarla buluşturdu. 2-1.
TRABZON’UN GOLÜ GECİKMEDİ..
Hüseyin Avni Aker Stadı’nda oynanan müthiş mücadelede gollerin ardı arkası kesilmedi. Trabzonspor, Lugano’nun golüne 29. dakikada Glowacki ile karşılık verdi. Yattara’nın kullandığı serbest vuruşta, Polonyalı oyuncu arka direkte kafayı vurdu ve topu üçüncü kez Fenerbahçe ağlarına gönderdi. 3-1.
TOPUZ KENDİNİ AFFETTİRDİ…
Karşılaşmanın 14. dakikasında kendi kalesine bir gol atan Mehmet Topuz, 42. dakikada kendini affettirdi. Stoch’un akıl dolu pasıyla ceza sahası içinde topla buluşan Mehmet Topuz, sağ çaprazdan çok sert vurdu, kaleci Onur’un üzerine gelen top, Onur’dan sekip ağlarla buluştu. 3-2.
SEMİH SAKATLANDI, STOCH OYUNDA…
Fenerbahçe Teknik Direktörü Aykut Kocaman, hücumda Niang ve Semih’le maça başladı ancak, Semih Şentürk 39. dakikada sakatlandı ve oyuna devam edemedi. Kocaman, bunun üzerine Slovak oyuncusu Miroslav Stoch’u oyuna sürdü. Stoch oyuna girer girmez hücuma hareketlilik getirdi, sahaya çıktıktan yalnızca 3 dakika sonra Mehmet Topuz’un attığı golde yaptığı asist ile klasını gösterdi.
MÜKEMMEL MÜCADELE…
Ligin ikinci haftasında Trabzonspor ile Fenerbahçe arasında oynanan maç atılan goller, ortaya konan mücadele ve temposuyla tam anlamıyla bir futbol resitali sundu. İki takım da maçı kazanmak için elinden gelen tüm gücü ortaya koydu. Bordo-mavililer büyük taraftar desteğiyle maça çok hızlı başladı. Erken gelen goller bordo-mavili takımı rahatlattı. İkinci yarıda iki takım da biraz daha kontrollü bir futbol oynadı. Sarı-lacivertli takımın teknik direktörü Aykut Kocaman ikinci yarıda büyük kozu Alex’i de sahaya sürdü ancak bu hamele de Fenerbahçe’yi mağlubiyetten kurtaramadı.
NIANG ÇOK SAVAŞTI…
Fenerbahçe’nin yeni transferi Senegalli golcü Niang, ilk 11′de başladığı ve 90 dakika sahada kaldığı maçta başarılı bir görüntü çizdi. Hava toplarında, bordo-mavili savunma oyuncularıyla adeta boğuşan Niang, çoğu zaman bu topları arkadaşlarına indirmeyi başardı. Nadir olsa da istediği pozisyonları yakalayan Niang, son vuruşlarda ise düşündüklerini yapamadı.
TRABZONSPOR’DA YATTARA 11′DE…
Trabzonspor’un Gineli oyuncusu İbrahima Yattara, bu sezon ilk kez ilk 11′de sahaya çıktı. 61 numaralı formayı giyen Gineli oyuncu, Burak Yılmaz’ın yerine görev yaptı.
Teknik direktör Güneş, geçen hafta UEFA Avrupa Ligi’ndeki Liverpool maçından farklı olarak da Umut Bulut’un yerine Alanzinho’yu sahaya sürdü.
Liverpool maçında bu sezon ilk kez çift forvet sahaya çıkan Trabzonspor, Fenerbahçe maçı ile birlikte tek forvete döndü. Teofilo Gutierrez, tek forvet olarak görev yaptı. Fenerbahçe Kulübü Başkanı Aziz Yıldırım ile Trabszonspor Kulübü Başkanı Sadri Şener, maçı protokol tribünden birlikte izlediler.
ALEX VE STOCH SÜRPRİZİ…
Fenerbahçe’de teknik direktör Aykut Kocaman, kaptan Alex ve Stoc’u yedek soyundurdu. Kocaman, Alex’in yerine Semih’i, Stoch’un yerine de Özer’i kadroya dahil etti. Savunmada ise Lugano ve Bilica ikilisi görev yaparken, Dos Santos ve Niang ilk 11′de görev yaptılar.
Sarı-lacivertli takımda, kaleci Volkan Demirel, Dia, Gökhan Ünal, Kazım Kazım, Bekir, Uğur ve Güiza ise maç kadrosunda yer almadılar.
KALEDE MERT…
Fenerbahçe’de kaleyi genç oyuncu Fehmi Mert Günok korudu. Volkan Demirel’in sakatlığı Volkan Babacan’ın da Kayserispor ile anlaşması nedeniyle genç file bekçisi 11′de sahaya çıktı. Sarı-lacivertli takımda yedek kaleci olarak ise Ertuğrul, 18 kişilik kadroda yer aldı.
MAÇTAN DAKİKALAR (İLK YARI)
14. dakikada Selçuk’un yaklaşık 30 metreden ceza alanına gönderdiği serbest atışta, savunmada Mehmet Topuz ters bir kafa vuruşuyla kaleci Mert’in sol üst köşesinden topu filelerle buluşturdu: 1-0
16. dakikada Ceyhun’un pasında ceza alanı sağ çaprazında topla buluşan Yattara, aşırtma bir vuruşla kaleci Mert’in üzerinden meşin yuvarlağı filelere gönderdi: 2-0
23. dakikada Fenerbahçe’nin geliştirdiği ilk etkili atakta soldan ceza alanına giren Niang, topu Semih’e aktardı. Bu futbolcunun şutunda savunmaya çarpan top direğin üzerinden kornere çıktı.
28. dakikada Semih’in ceza alanı sağ çizgisi önünden ortasında, yakın mesafedeki Lugano, Glowacki’nin üzerinden yükselerek topu kafa ile filelere gönderdi: 2-1
29. dakikada Yattara’nın sağdan kullandığı serbest vuruşta, ceza alanı içinde iyi yükselen Glowacki’nin kafa vuruşunda, top kaleci Mert’in sağından filelerle buluştu: 3-1
42. dakikada Stoch’un derinlemesine yerden pasında, savunmanın arkasında topla buluşarak sağdan ceza alanına giren Mehmet Topuz’un yerden vuruşunda, kaleci Onur’a da çarpan meşin yuvarlak filelere gitti: 3-2
45. dakikada Emre’nin kullandığı serbest vuruşta, yerden seken topu kaleci Onur sol köşesine yatarak kornere çelmeyi başardı.
45+1. dakikada hızlı gelişen Trabzonspor atağında, Yattara’nın yerden vuruşunda kaleci Mert, topun sahibi oldu.
45+2. dakikada Mehmet Topuz, attığı golün benzer bir pozisyonda bu kez topu kötü bir vuruşla üstten auta gönderdi.
İlk yarı Trabzonspor’un 3-2′lik üstünlüğü ile sona erdi.
MAÇTAN DAKİKALAR (İKİNCİ YARI)
47. dakikada Yattara’nın sağdan yerden ortasında, yakın mesafedeki Teofilo’nun yerden vuruşunda top yan direğe çarparak auta çıktı.
49. dakikada Selçuk’un pasında, ceza alanı içindeki Teofilo’nun şutunda top kaleci Mert’ten döndü.
55. dakikada Umut’un soldan ortasında altı pas çizgisi üzerinde uygun durumda topla buluşan Yattara, kaleci Mert ile karşı karşıya kaldığı pozisyonda kötü bir vuruşla meşin yuvarlağı üstten auta gönderdi.
56. dakikada Niang’ın ceza alanı içinden şutunda, kaleci Onur yatarak topun sahibi oldu.
63. dakikada Emre’nin pasında, ceza alanı içindeki Niang’ın yerden vuruşunda kaleci Onur, yatarak topu kontrol etti.
68. dakikada Niang’ın pasında, ceza alanına girerek kaleci Onur ile karşı karşıya kalan Andre Dos Santos, kötü bir vuruşla topu yandan auta gönderdi.
69. dakikada Trabzonspor, Colman ile penaltı atışını değerlendiremedi. Bu dakikada Colman, sol çaprazdan ceza alanına girer girmez Gökhan Gönül tarafından düşürülünce karşılaşmanın hakemi Bünyamin Gezer penaltı noktasını gösterdi. Colman’ın kullandığı penaltı atışında, kaleci Mert sağ köşesine gelen topu kornere çelmeyi başardı.
90. dakikada Umut’un uzaktan sert şutunda, top üstten auta gitti.
90+2. dakikada Alex’in ceza yayı gerisinden kullandığı serbest vuruşta, top yandan auta çıktı.
90+3. dakikada Teofilo’nun şutunda top kaleci Mert’te kaldı.
Karşılaşma, Trabzonspor’un 3-2 üstünlüğü ile sona erdi.
Stat: Hüseyin Avni Aker
Hakemler: Bünyamin Gezer, Erdinç Sezertam, Asım Yusuf Öz
Trabzonspor: Onur, Cale, Glowacki (Dk. 64 Giray), Ceyhun, Selçuk, Serkan, Egemen, Colman, Alanzinho (Dk. 46 Umut), Teofilo, Yattara (Dk. 85 Barış Ataş)
Fenerbahçe: Mert, Gökhan Gönül, Lugano, Bilica, Andre Dos Santos, Cristian (Dk. 75 Alex), Emre, Mehmet Topuz (Dk. 67 Selçuk), Özer, Niang, Semih (Dk. 39 Stoch)
Goller: Dk. 14 Mehmet Topuz (kendi kalesine), Dk. 16 Yattara, Dk. 29 Glowacki (Trabzonspor), Dk. 28 Lugano, Dk. 42 Mehmet Topuz (Fenerbahçe)
Sarı Kartlar: Dk. 44 Egemen, Dk. 78 Ceyhun, Dk. 89 Onur, Dk. 90 Barış Ataş (Trabzonspor) Dk. 59 Cristian (Fenerbahçe)
Tüm ülke ve iller için imsakiye
13 Ağustos 2010 Yazan admin
Kategori Ramazan Özel, Şarkı Sözleri
TÜM ÜLKE VE İLLERİN İMSAKİYESİ TIKLA ÖĞREN
TÜM ÜLKE VE İLLERİN İMSAKİYESİ TIKLA ÖĞREN
TÜM ÜLKE VE İLLERİN İMSAKİYESİ TIKLA ÖĞREN
TÜM ÜLKE VE İLLERİN İMSAKİYESİ TIKLA ÖĞREN
Peygamber efendimizin veda hutbesi
13 Ağustos 2010 Yazan admin
Kategori Ramazan Özel, Şarkı Sözleri
Bismillahirrahmanirrahim
“Ey insanlar!
“Sözümü iyi dinleyiniz! Bilmiyorum, belki bu seneden sonra sizinle burada bir daha bulusamiyacagim.
“Insanlar!
“Bugünleriniz nasil mukaddes bir gün ise, bu aylariniz nasil mukaddes bir ay ise, bu sehriniz (Mekke) nasil
mübarek bir sehir ise, canlariniz, malariniz, namuslariniz da öyle mukaddestir, her türlü tecâvüzden
korunmustur.
“Ashabim!
“Muhakkak Rabbinize kavusacaksiniz. O’da sizi yapti olayi sorguya cekecektir. Sakin benden sonra eski
sapikliklara dönmeyiniz ve birbirinizin boynunu vurmayiniz! Bu vasiyetimi, burada bulunanlar,
bulunmayanlara ulastirsin. Olabilir ki, burada bulunan kimse bunlari daha iyi anlayan birisine ulastirmis
olur.
“Ashabim!
“Kimin yaninda bir emanet varsa, onu hemen sahibine versin. Biliniz ki, faizin her cesidi kalidirilmistir. Allah
böyle hükmetmistir. Ilk kaldirdigim faiz de Abdulmutallib’in oglu (amcam) Abbas’in faizidir. Lakin
anaparaniz size aittir. Ne zulmediniz, ne de zulme ugrayiniz.
“Ashabim!”
“Dikkat ediniz, Cahiliyeden kalma bütün adetler kaldirilmistir, ayagimin altindadir. Cahiliye devrinde güdülen
kan davalari da tamamen kaldirilmistir. Kaldirdigim ilk kan davasi Abdulmuttalib’in torunu Iyas bin
Rabia’nin kan
“Ey insanlar!
“Muhakkak ki, seytean su topraginizda kendisine tapinmaktan tamamen ümidini kesmistir. Fakat siz bunun
disinda ufak tefek islerinizde ona uyarsaniz, bu da onu memnun edecektir. Dininizi korumak icin bunlardan da
sakininiz.
“Ey insanlar!
“Kadinlarin haklarini gözetmenizi ve bu hususta Allah’tan korkmanizi tavsiye ederim. Siz kadinlari, Allah’in
emaneti olarak aldiniz ve onlarin namusunu kendinize Allah’in emriyle helal kildiniz. Sizin kadinlar üzerinde
hakkiniz, kadinlarin da sizin üzerinizde hakki vardir. Sizin kadinlar üzerindeki hakkinizi; yataginizi hic
kimseye cignetmemeleri, hoslanmadiginiz kimseleri izininiz olmadikca evlerinize almamalaridir. Eger
gelmesine müsade etmediginiz bir kimseyi evinize alirlarsa, Allah, size onlarin yataklarinda yalniz
burakmaniza ve daha olmasza hafifce dövüp sakindirmaniza izin vermistir. Kadinlarin da sizin üzerinizdeki
haklari, mesru örf ve adete göre yiyecek ve giyeceklerini temin etmenizdir.
“Ey mü’minler!
“Size iki emanet burakiyorum, onlara sarilip uydukca yolunuzu hic sasirmazsiniz. O emanetler, Allah’in kitabi
Kur-ân-i Kerim ve Peygamberin (a.s.m) sünnetidir.
“Mü’minler!
“Sözümü iyi dinleyiniz ve iyi belleyiniz! Müslüman Müslümanin kardesidir ve böylece bütün Müslümanlar
kardestirler. Bir Müslümana kardesinin kani da, mali da helal olmaz. Fakat malini gönül hoslugu ile vermisse
o baskadir.
“Ey insanlar!
“Cenab-i Hakk her hak sahibine hakkini vermistir. Her insanin mirastan hissesini ayirmistir. Mirasciya vasiyet
etmeye lüzüm yoktur. Cocuk kimin döseginde dogmussa ona aittir. Zina eden kimse icin mahrumiyet vardir.
Babasindan baskasina ait soy iddia eden soysuz yahut efendisinden baskasina intisaba kalkan köle, Allah’in,
meleklerinin ve bütün insanlarin lanetine ugrasin. Cenab-i Hakk, bu gibi insanlarin ne tevbelerini, ne de adalet
ve sehadetlerini kabul eder.
“Ey insanlar!
“Rabbiniz birdir. Babaniz da birdir. Hepiniz Adem’in cocuklarisiniz, Adem ise topraktandir. Arabin Arap
olmayana, Arap olmayanin da Araap üzerine üstünlügü olmadigi gibi; kirmizi tenlinin siyah üzerine, siyahin
da kirmizi tenli üzerinde bir üstünlügü yoktur. Üstünlük ancak takvada, Allah’tan korkmaktadir. Allah yaninda
en kiymetli olaniniz O’ndan en cok korkaninizdir.
“Azasi kesik siyahî bir köle basinza amir olarak tayin edilse, sizi Allah’in kitabi ile idare ederse, onu
dinleyiniz ve itaat ediniz.
“Suclu kendi sucundan baskasi ile suclanamaz. Baba, oglunun sucu üzerine, oglu da babasinin sucu üzerine
suclanamaz.
“Dikkat ediniz! Su dört seyi kesinlikle yapmaycaksiniz:
davasidir.
- Allah’a hicbir seyi ortak kosmayacaksiniz.
- Allah’in haram ve dokunulmaz kildigi cani, haksiz yere öldürmeyeceksiniz.
- Zina etmeyeceksiniz.
- Hirsizlik yapmayacaksiniiz..
“Insanlar Lâilahe illallah deyinceye kadar onlarla cihad etmek üzere emrolundum. Onlar bunu söyledikleri
zaman kanlarini ve mallarini korumus olurlar. Hesaplari ise Allah’a aittir.
“Insanlar!
“Yarin beni sizden soracaklar, ne diyeceksiniz?”
Saheb-i Kiram birden söyle dediler:
“Allah’in elciligini ifa ettiniz, vazifenizi hakkiyla yerine getirdiniz, bize vasiyet ve nasihatta bulundunuz, diye
sehadet ederiz!”
Bunun üzerine Resul-i Ekrem Efendimiz (S.A.V.) sehadet parmagini kaldirdi, sonra da cemaatin üzerine cevirip indirdi ve söyle buyurdu:
“Sahid ol, yâ Rab!
Sahid ol, yâ Rab! Sahid ol, yâ Rab!”
Bilmeniz gereken 40 hadis
13 Ağustos 2010 Yazan admin
Kategori Magazin, Ramazan Özel
40 HADİS
| 1 |
|
اَلدِّينُ النَّصِيحَةُ قُلْنَا: لِمَنْ )يَا رَسُولَ اللَّهِ ؟( قَالَ: لِلَّهِ وَلِكِتَابِهِ وَلِرَسُولِهِ وَلأئِمَّةِ الْمُسْلِمِينَ وَعَامَّتِهِمْ |
| (Allah Rasûlü) “Din nasihattır/samimiyettir” buyurdu. “Kime Yâ Rasûlallah?” diye sorduk. O da; “Allah’a, Kitabına, Peygamberine, Müslümanların yöneticilerine ve bütün müslümanlara” diye cevap verdi.
Müslim, İmân, 95. |
| 2 |
| اَلإِسْلاَمُ حُسْنُ الْخُلُقِ |
| İslâm, güzel ahlâktır.
Kenzü’l-Ummâl, 3/17, HadisNo: 5225. |
| 3 |
|
مَنْ لاَ يَرْحَمِ النَّاسَ لاَ يَرْحَمْهُ اللَّهُ |
| İnsanlara merhamet etmeyene Allah merhamet etmez.
Müslim, Fedâil, 66; Tirmizî, Birr, 16. |
| 4 |
|
يَسِّرُوا وَلاَ تُعَسِّرُوا وَبَشِّرُوا وَلاَ تُنَفِّرُوا |
| Kolaylaştırınız, güçleştirmeyiniz, müjdeleyiniz, nefret ettirmeyiniz.
Buhârî, İlm, 12; Müslim, Cihâd, 6. |
| 5 |
|
إنَّ مِمَّا أدْرَكَ النَّاسُ مِنْ كَلاَمِ النُّبُوَّةِ: إذَا لَمْ تَسْتَحِ فَاصْنَعْ مَا شِئْتَ |
| İnsanların Peygamberlerden öğrenegeldikleri sözlerden biri de: “Utanmadıktan sonra dilediğini yap!” sözüdür.
Buhârî, Enbiyâ, 54; EbuDâvûd, Edeb, 6. |
| 6 |
|
اَلدَّالُّ عَلىَ الْخَيْرِ كَفَاعِلِهِ |
| Hayra vesile olan, hayrı yapan gibidir.
Tirmizî, İlm, 14. |
| 7 |
|
لاَ يُلْدَغُ اْلمُؤْمِنُ مِنْ جُحْرٍ مَرَّتَيْنِ |
| Mümin, bir delikten iki defa sokulmaz.(Mümin, iki defa aynı yanılgıya düşmez)
Buhârî, Edeb, 83; Müslim, Zühd, 63. |
| 8 |
|
اِتَّقِ اللَّهَ حَـيْثُمَا كُنْتَ وَأتْبِـعِ السَّـيِّـئَةَ الْحَسَنَةَ تَمْحُهَا وَخَالِقِ النَّاسَ بِخُلُقٍ حَسَنٍ |
| Nerede olursan ol Allah’a karşı gelmekten sakın; yaptığın kötülüğün arkasından bir iyilik yap ki bu onu yok etsin. İnsanlara karşı güzel ahlakın gereğine göre davran.
Tirmizî, Birr, 55. |
| 9 |
|
إنَّ اللَّهَ تَعَالى يُحِبُّ إذَا عَمِلَ أحَدُكُمْ عَمَلاً أنْ يُتْقِنَهُ |
| Allah, sizden birinizin yaptığı işi, ameli ve görevi sağlam ve iyi yapmasından hoşnut olur.
Taberânî, el-Mu’cemü’l-Evsat, 1/275; Beyhakî, fiu’abü’l-Îmân, 4/334. |
| 10 |
|
اَلإِيمَانُ بِضْعٌ وَسَبْعُونَ شُعْبَةً أفْضَلُهَا قَوْلُ لاَ إِلهَ إِلاَّاللَّهُ وَأدْنَاهَا إِمَاطَةُ اْلأذَى عَنِ الطَّرِيقِ وَالْحَيَاءُ شُعْبَةٌ مِنَ اْلإِيـمَانِ |
| İman, yetmiş küsur derecedir. En üstünü “Lâ ilâhe illallah (Allah’tan başka ilah yoktur)” sözüdür, en düşük derecesi de rahatsız edici bir şeyi yoldan kaldırmaktır. Haya da imandandır.
Buhârî, Îmân, 3; Müslim, Îmân, 57, 58. |
| 11 |
|
مَنْ رَأَى مِنْكُمْ مُنْكَرًا فَلْيُغَيِّرْهُ بِيَدِهِ فَإِنْ لَمْ يَسْتَطِـعْ فَبِلِسَانِهِ فَإِنْ لَمْ يَسْتَطِـعْ فَبِقَلْبِهِ وَذَلِكَ أضْعَفُ اْلإِيـمَانِ |
| Kim kötü ve çirkin bir iş görürse onu eliyle düzeltsin; eğer buna gücü yetmiyorsa diliyle düzeltsin; buna da gücü yetmezse, kalben karşı koysun. Bu da imanın en zayıf derecesidir.
Müslim, Îmân, 78; Ebû Dâvûd, Salât, 248. |
| 12 |
|
عَيْنَانِ لاَ تَمَسُّهُمَا النَّارُ: عَيْنٌ بَـكَتْ مِنْ خَشْيَةِ اللَّهِ وَعَيْنٌ بَاتَتْ تَحْرُسُ فِي سَبِيلِ اللَّهِ |
| İki göz vardır ki, cehennem ateşi onlara dokunmaz: Allah korkusundan ağlayan göz, bir de gecesini Allah yolunda, nöbet tutarak geçiren göz.
Tirmizî, Fedâilü’l-Cihâd, 12. |
| 13 |
| لاَ ضَرَرَ وَلاَ ضِرَارَ |
| Zarar vermek ve zarara zararla karşılık vermek yoktur.
İbn Mâce, Ahkâm, 17; Muvatta’, Akdıye, 31. |
| 14 |
|
لاَ يُؤْمِنُ أحَدُكُمْ حَتَّى يُحِبَّ لأخِيهِ مَا يُحِبُّ لِنَفْسِهِ |
| Hiçbiriniz kendisi için istediğini (mü’min) kardeşi için istemedikçe (gerçek) iman etmiş olamaz.
Buhârî, Îmân, 7; Müslim, Îmân, 71. |
| 15 |
|
اَلْمُسْلِمُ أخُو الْمُسْلِمِ لاَ يَظْلِمُهُ وَلاَ يُسْلِمُهُ مَنْ كَانَ فِي حَاجَةِ أخِيهِ كَانَ اللَّهُ فِي حَاجَتِهِ وَمَنْ فَرَّجَ عَنْ مُسْلِمٍ كُرْبَةً فَرَّجَ اللَّهُ عَنْهُ بِهَا كُرْبَةً مِنْ كُرَبِ يَوْمِ الْقِيَامَةِ وَمَنْ سَتَرَ مُسْلِمًا سَتَرَهُ اللَّهُ يَوْمَ الْقِيَامَةِ |
| Müslüman müslümanın kardeşidir. Ona zulmetmez, onu (düşmanına) teslim etmez. Kim, (mümin) kardeşinin bir ihtiyacını giderirse Allah da onun bir ihtiyacını giderir. Kim müslümanı bir sıkıntıdan kurtarırsa, bu sebeple Allah da onu kıyamet günü sıkıntılarının birinden kurtarır. Kim bir müslümanı(n kusurunu) örterse, Allah da Kıyamet günü onu(n kusurunu) örter.
Buhârî, Mezâlim, 3; Müslim, Birr, 58. |
| 16 |
|
لاَ تَدْخُلُونَ الْجَنَّةَ حَتَّى تُؤْمِنُوا وَلاَ تُؤْمِنُوا حَتَّى تَحَابُّوا |
| İman etmedikçe cennete giremezsiniz, birbirinizi sevmedikçe de (gerçek anlamda) iman etmiş olamazsınız.
Müslim, Îmân, 93; Tirmizî, Sıfâtu’l-Kıyâme, 56. |
| 17 |
|
اَلْمُسْلِمُ مَنْ سَلِمَ النَّاسُ مِنْ لِسَانِهِ وَيَدِهِ |
| Müslüman, insanların elinden ve dilinden emin olduğu kimsedir.
Tirmizî, Îmân, 12; Nesâî, Îmân, 8. |
| 18 |
|
لاَ تَبَاغَضُوا وَلاَ تَحَاسَدُوا وَلاَ تَدَابَرُوا وَكُونُوا عِبَادَ اللَّهِ إخْوَانًا وَلاَ يَحِلُّ لِمُسْلِمٍ أنْ يَهْجُرَ أخَاهُ فَوْقَ ثَلاَثِةِ اَيَّامٍ |
| Birbirinize buğuz etmeyin, birbirinize haset etmeyin, birbirinize arka çevirmeyin; ey Allah’ın kulları, kardeş olun. Bir müslümana, üç günden fazla (din) kardeşi ile dargın durması helal olmaz.
Buhârî, Edeb, 57, 58. |
| 19 |
|
إنَّ الصِّدْقَ يَهْدِي إلَى الْبِرِّ وَ إنَّ الْبِرَّ يَهْدِي إلَى الْجَنَّةِ وَإنَّ الرَّجُلَ لَيَصْدُقُ حَتَّى يُكْتَبَ عِنْدَ اللَّهِ صِدِّيقًا وَ إنَّ الْكَذِبَ يَهْدِي إلَى الْفُجُورِ وَ إنَّ الْفُجُورَ يَهْدِي إلَى النَّارِ وَ إنَّ الرَّجُلَ لَيَـكْذِبُ حَتَّى يُكْتَبَ عِنْدَ اللَّهِ كَذَّابًا |
| Hiç şüphe yok ki doğruluk iyiliğe götürür. İyilik de cennete götürür. Kişi doğru söyleye söyleye Allah katında sıddîk (doğru sözlü) diye yazılır. Yalancılık kötüye götürür. Kötülük de cehenneme götürür. Kişi yalan söyleye söyleye Allah katında kezzâb (çok yalancı) diye yazılır.
Buhârî, Edeb, 69; Müslim, Birr, 103, 104. |
| 20 |
|
لاَ تُمَارِ أخَاكَ وَلاَ تُمَازِحْهُ وَلاَ تَعِدْهُ مَوْعِدَةً فَتُخْلِفَهُ |
| (Mümin) kardeşinle münakaşa etme, onun hoşuna gitmeyecek şakalar yapma ve ona yerine getirmeyeceğin bir söz verme.
Tirmizî, Birr, 58. |
| 21 |
|
تَبَسُّمُكَ فِي وَجْهِ أخِيكَ لَكَ صَدَقَةٌ وَأمْرُكَ بِالْمَعْرُوفِ وَ نَهْيُكَ عَنِ الْمُنْكَرِ صَدَقَةٌ وَإِرْشَادُكَ الرَّجُلَ فِي أرْضِ الضَّلاَلِ لَكَ صَدَقَةٌ وَإِمَاطَتُكَ الْحَجَرَ وَالشَّوْكَ وَالْعَظْمَ عَنِ الطَّرِيقِ لَكَ صَدَقَةٌ |
| (Mümin) kardeşine tebessüm etmen sadakadır. İyiliği emredip kötülükten sakındırman sadakadır. Yolunu kaybeden kimseye yol göstermen sadakadır. Yoldan taş, diken, kemik gibi şeyleri kaldırıp atman da senin için sadakadır.
Tirmizî, Birr, 36. |
| 22 |
|
إِنَّ اللَّهَ لاَ يَنْظُرُ إِلَى صُوَرِكُمْ وَأمْوَالِكُمْ وَلـكِنْ يَنْظُرُ إِلَى قُلُوبِكُمْ وَأعْمَالِكُمْ |
| Allah sizin ne dış görünüşünüze ne de mallarınıza bakar. Ama o sizin kalplerinize ve işlerinize bakar.
Müslim, Birr, 33; ‹bn Mâce, Zühd, 9; Ahmed b. Hanbel, 2/285, 539. |
| 23 |
|
رِضَى الرَّبِّ في رِضَى الْـوَالِدِ وَسَخَطُ الرَّبِّ في سَخَطِ الْـوَالِدِ |
| Allah’ın rızası, anne ve babanın rızasındadır.
Allah’ın öfkesi de anne babanın öfkesindedir. Tirmizî, Birr, 3. |
| 24 |
|
ثَلاَثُ دَعَوَاتٍ يُسْتَجَابُ لَهُنَّ لاَ شَكَّ فِيهِنَّ: دَعْوَةُ الْمَظْلُومِ، وَدَعْوَةُ الْمُسَافِرِ ، وَدَعْوَةُ الْوَالِدِ لِوَلَدِهِ |
| Üç dua vardır ki, bunlar şüphesiz kabul edilir:
Mazlumun duası, yolcunun duası ve babanın evladına duası. İbn Mâce, Dua, 11. |
| 25 |
|
مَا نَحَلَ وَالِدٌ وَلَدًا مِنْ نَحْلٍ أَفْضَلَ مِنْ أدَبٍ حَسَنٍ |
| Hiçbir baba, çocuğuna, güzel terbiyeden daha üstün bir
hediye veremez. Tirmizî, Birr, 33. |
| 26 |
|
خِيَارُكُمْ خِيَارُكُمْ لِنِسَائِهِمْ |
| Sizin en hayırlılarınız, hanımlarına karşı en iyi davrananlarınızdır.
Tirmizî, Radâ’, 11; ‹bn Mâce, Nikâh, 50. |
| 27 |
|
لَيْس مِنَّا مَنْ لَمْ يَرْحَمْ صَغِيرَنَا وَيُوَقِّرْ كَبِيرَنَا |
| Küçüklerimize merhamet etmeyen, büyüklerimize saygı
göstermeyen bizden değildir. Tirmizî, Birr, 15; Ebû Dâvûd, Edeb, 66. |
| 28 |
|
كَافِلُ الْيَتِيمِ لَهُ أوْ لِغَيْرِهِ أنَا وَ هُوَ كَهَاتَيْنِ فيِ الْجَنَّةِ وَأشَارَ بِالسَّبَّابَةِ وَالْوُسْطَى |
|
Peygamberimiz işaret parmağı ve orta parmağıyla işaret ederek: “Gerek kendisine ve gerekse başkasına ait herhangi bir yetimi görüp gözetmeyi üzerine alan kimse ile ben, cennette işte böyle yanyanayız” buyurmuştur. Buhârî, Talâk, 25, Edeb, 24; Müslim, Zühd, 42. |
| 29 |
|
اِجْتَنِبُوا السَّبْعَ الْمُوبِقَاتِ قَالُوا يَا رَسُولَ للهِ وَمَا هُنَّ قَالَ: اَلشِّرْكُ بِاللَّهِ وَالسِّحْرُ وَ قَتْلُ النَّفْسِ الَّتِي حَرَّمَ اللَّهُ إلاَّ بِالْحَقِّ وَأكْلُ الرِّبَا وَأكْلُ مَالِ اْليَتِيمِ وَالتَّوَلِّي يَوْمَ الزَّحْفِ وَقَذْفُ الْمُحْصَنَاتِ الْغَافِلاَتِ الْمُؤْمِنَاتِ |
|
(İnsanı) helâk eden şu yedi şeyden kaçının. Onlar nelerdir ya Resulullah dediler. Bunun üzerine: Allah’a şirk koşmak, sihir, Allah’ın haram kıldığı cana kıymak, faiz yemek, yetim malı yemek, savaştan kaçmak, suçsuz ve namuslu mümin kadınlara iftirada bulunmak buyurdu. Buhârî, Vasâyâ, 23, Tıbb, 48; Müslim, Îmân, 144. |
| 30 |
|
مَنْ كَانَ يُؤْمِنُ بِاللَّهِ وَالْيَوْمِ الآخِرِ فَلاَ يُؤْذِ جَارَهُ وَمَنْ كَانَ يُؤْمِنُ بِاللَّهِ وَالْيَوْمِ الآخِرِ فَلْيُكْرِمْ ضَيْفَهُ وَمَنْ كَانَ يُؤْمِنُ بِاللَّهِ وَالْيَوْمِ الآخِرِ فَلْيَقُلْ خَيْرًا أوْ لِيَصْمُتْ |
|
Allah’a ve ahiret gününe imân eden kimse, komşusuna eziyet etmesin. Allah’a ve ahiret gününe imân eden misafirine ikramda bulunsun. Allah’a ve ahiret gününe imân eden kimse, ya hayır söylesin veya sussun. Buhârî, Edeb, 31, 85; Müslim, Îmân, 74, 75. |
| 31 |
|
مَا زَالَ جِبْرِيلُ يُوصِينِي بِالْجَارِ حَتَّى ظَنَنْتُ أنَّهُ سَيُوَرِّثُهُ |
|
Cebrâil bana komşu hakkında o kadar çok tavsiyede bulundu ki; ben (Allah Teâlâ) komşuyu komşuya mirasçı kılacak zannettim. Buhârî, Edeb, 28; Müslim, Birr, 140, 141. |
| 32 |
|
اَلسَّاعِي عَلَى الأرْمَلَةِ وَالْمِسْكِينِ كَالْمُجَاهِدِ فِي سَبِيلِ اللَّهِ أوِ الْقَائِمِ اللَّيْلَ الصَّائِمِ النَّهَارَ |
|
Dul ve fakirlere yardım eden kimse, Allah yolunda cihad eden veya gündüzleri (nafile) oruç tutup, gecelerini (nafile) ibadetle geçiren kimse gibidir. Buhârî, Nafakât, 1; Müslim, Zühd, 41; Tirmizî, Birr, 44; Nesâî, Zekât, 78. |
| 33 |
|
كُلُّ ابْنِ آدَمَ خَطَّاءٌ وَخَيْرُ الْخَطَّائِينَ التَّوَّابُونَ |
|
Her insan hata eder. Hata işleyenlerin en hayırlıları tevbe edenlerdir. Tirmizî, Kıyâme, 49; İbn Mâce, Zühd, 30. |
| 34 |
|
عَجَبًا لأمْرِ الْمُؤْمِنِ إِنَّ أمْرَهُ كُلَّهُ خَيْرٌ وَلَيْس ذَاكَ لأحَدٍ إِلاَّ لِلْمُؤْمِنِ: إِنْ أصَابَتْهُ سَرَّاءُ شَـكَرَ فَـكَانَ خَيْرًا لَهُ وَإِنْ أصَابَتْهُ ضَرَّاءُ صَبَرَ فَـكَانَ خَيْرًا لَهُ |
| Mü’minin başka hiç kimsede bulunmayan ilginç bir hali vardır; O’nun her işi hayırdır. Eğer bir genişliğe (nimete) kavuşursa şükreder ve bu onun için bir hayır olur. Eğer bir darlığa (musibete) uğrarsa sabreder ve bu da onun için bir hayır olur.
Müslim, Zühd, 64; Dârim”, Rikâk, 61. |
| 35 |
|
مَنْ غَشَّـنَا فَلَيْس مِنَّا |
|
Bizi aldatan bizden değildir. Müslim, Îmân, 164. |
| 36 |
|
لاَ يَدْخُلُ الْجَنَّةَ نَمَّامٌ |
| Söz taşıyanlar (cezalarını çekmeden ya da affedilmedikçe)
cennete giremezler. Müslim, Îmân, 168; Tirmizî, Birr, 79. |
| 37 |
|
أعْطُوا الأجِيرَ أجْرَهُ قَبْلَ أنْ يَجِفَّ عَرَقُهُ |
| İşçiye ücretini, (alnının) teri kurumadan veriniz.
İbn Mâce, Ruhûn, 4. |
| 38 |
|
مَا مِنْ مُسْلِمٍ يَغْرِسُ غَرْسًا أوْ يَزْرَعُ زَرْعًا فَيَـأكُلُ مِنْهُ طَيْرٌ أوْ إِنْسَانٌ أوْ بَهِيمَةٌ إِلاَّ كَانَ لَهُ بِهِ صَدَقَةٌ |
| Bir müslümanın diktiği ağaçtan veya ektiği ekinden insan, hayvan ve kuşların yedikleri şeyler, o müslüman için birer sadakadır.
Buhârî, Edeb, 27; Müslim, Müsâkât, 7, 10. |
| 39 |
|
إِنَّ فِي الْجَسَدِ مُضْغَةً إِذَا صَلَحَتْ صَلَحَ الْجَسَدُ كُلُّهُ وَإِذَا فَسَدَتْ فَسَدَ الْجَسَدُ كُلُّهُ ألاَ وَهِيَ الْقَلْبُ |
| İnsanda bir organ vardır. Eğer o sağlıklı ise bütün vücut sağlıklı olur; eğer o bozulursa bütün vücut bozulur. Dikkat edin! O, kalptir.
Buhârî, Îmân, 39; Müslim, Müsâkât, 107. |
| 40 |
|
اِتَّقُوا اللَّهَ رَبَّـكُمْ وَصَلُّوا خَمْسَـكُمْ وَصُومُوا شَهْرَكُمْ وَأدُّوا زَكَاةَ أمْوَالِكُمْ وَأطِيعُوا ذَاأمْرِكُمْ تَدْخُلُوا جَنَّةَ رَبِّـكُمْ |
| Rabbinize karşı gelmekten sakının, beş vakit namazınızı kılın, Ramazan orucunuzu tutun, mallarınızın zekatını verin, yöneticilerinize itaat edin. (Böylelikle) Rabbinizin cennetine girersiniz.
Tirmizî, Cum’a, 80 |
Teravih Namazı Hakkında Herşey
13 Ağustos 2010 Yazan admin
Kategori Ramazan Özel, Şarkı Sözleri
Teravih namazı yirmi rek’attır. Erkekler ve kadınlar için sünnet-i müekkededir. Ramazan ayında kılınır. Hastalık veya yolculuk sebebiyle oruç tutamayan kimselerin de teravih namazını kılmaları sünnettir. Teravih namazının câmide cemaatle kılınması sünnettir ve sevabı çoktur. Evde de tek başına veya cemaatle kılınabilir. Ancak câmide kılmak daha faziletlidir. Peygamber efendimiz şöyle buyurmuştur:”Faziletine inanarak ve mükâfatını umarak Allah rızası için Ramazan gecelerini ibadetle geçiren (teravih namazını kılan) kimsenin geçmiş günahları bağışlanır.” (47)Teravih Namazının Kılınışı:Teravih namazı yatsı namazından sonra kılınır. Yatsıdan önce kılınması caiz değildir. Vitir namazı Ramazan ayında teravihten sonra kılınır. Teravihden önce de kılınabilir.Yirmi rek’at olan teravih namazı her iki rek’atın sonunda selâm verilerek kılındığı gibi, dört rek’atta bir selâm verilerek de kılınır. Her iki durumda da namaza devam edilir ve yirmi rek’at tamamlanır.İki Rek’atta Bir Selâm Verilerek Teravihin Cemaatle Kılınışı:Yatsı namazının farzı ve son sünneti kılındıktan sonra teravih namazına başlanır.Namaz kıldıracak imam: “Niyet ettim Allah rızası için teravih namazını kılmaya, bana uyanlara imam oldum” diye niyet ederek iftitah tekbirini alıp ellerini bağlar.İmam’ın arkasında kılan cemaat da “Niyet ettim Allah rızası için teravih namazını kılmaya, uydum imama” diyerek niyet eder ve imamın tekbirinden sonra “Allahü Ekber” diyerek tekbir alır ve ellerini bağlar.Bundan sonra imam ve cemaat gizlice “Sübhâneke”yi okur. Sübhaneke’nin okunması bitince, (Cemaat ayakta başka bir şey okumaz) imam gizlice Eûzü-Besmele, açıktan fatiha ve bir sûre okur. Cemaatle birlikte rükû ve secdeleri yaptıktan sonra ikinci rek’ata kalkılır.Burada yine imam gizlice Besmele, açıktan da fatiha ve bir sûre okuyup cemaatle birlikte rükû ve secdeleri yaparak oturulur.Bu oturuşta imam ve cemaat “Ettehiyyatü, Allâhümme salli, Allâhümme bârik ile Rabbenâ âtina…” duasını okuyarak selâm verirler. Böylece iki rek’at kılınmış olur.Ayağa kalkılarak tarif ettiğimiz şekilde ikişer rek’at kılınmaya devam edilerek yirmi rek’at tamamlanır. Bundan sonra üç rek’atlı vitir namazı da cemaatle kılınır.İki Rek’atte Bir Selâm Verilerek Teravihin Tek Başına Kılınışı:”Niyet ettim Allah rızası için teravih namazını kılmaya” diyerek niyet edilir ve aynen sabah namazının iki rek’at sünneti gibi kılınır.Yirmi rek’at tamamlanıncaya kadar ikişer rek’at kılmaya devam edilir, teravih bitince de vitir namazı kılınır.Dört Rek’atta Bir Selâm Verilerek Teravihin Cemaatle Kılınışı:Namazı kıldıracak imam ve cemaat yukarıda tarif ettiğimiz gibi niyet ederek iftitah tekbirini alır ve ellerini bağlar. İmam ve cemaat gizlice Sübhaneke’yi okuduktan sonra (Cemaat başka birşey okumaz) imam gizlice Eûzü-Besmele, açıktan fatiha ve bir sûre okuyup rükû ve secdeleri yaparak ikinci rek’ata kalkılır.Burada imam gizlice Besmele’yi, açıktan fatiha ve bir sûre okuyup rükû ve secdeleri yapar ve otururlar. İkinci rek’atın sonundaki bu ilk oturuşta imam ve cemaat “Ettehiyyatü, Allâhümme salli ve Allâhümme barik” okur ve üçüncü rek’ata kalkarlar.Üçüncü rek’atın başında hem imam, hem de cemaat gizilce Sübhaneke’yi okur. Sonra imam gizlice Eûzü-Besmele, açıktan fatiha ve bir sure okur. Sonra rükû ve secdeleri yaparak dördüncü rek’ata kalkarlar.İmam gizlice Besmele’yi, açıktan da fatiha ve bir sure okuyarak yine rükû ve secdeler yapılıp oturulur.Bu oturuşta da imam ve cemaat “Ettehiyyatü, Allâhüme salli, Allâhümme barik, Rabbenâ âtina….” okuduktan sonra selâm verirler. Böylece teravih namazının ilk dört rek’atı kılınmış olur.Bundan sonra ayağa kalkılarak tıpkı tarif ettiğimiz gibi dörder rek’at kılınmaya devam edilerek yirmi rek’at tamamlanır.Sonra da cemaatle vitir namazı kılınır.Dört Rek’atta Bir Selâm Verilerek Teravihin Tek Başına Kılınışı:”Niyet ettim Allah rızası için teravih namazını kılmaya” diye niyet edilir ve aynen ikindi namazının sünneti gibi kılınır. Aradaki fark sadece niyetin değişik olmasıdır. Böylece dörder rek’at kılınarak yirmi rek’at tamamlanır. Bunun peşinden de vitir namazı kılınır.
Bunlarla dünya ve ahiretini süsle
12 Ağustos 2010 Yazan admin
Kategori Magazin, Ramazan Özel
|
Bunlarla dünya ve ahiretini süsle
|
|
İmam-ı a’zam hazretlerinin bir talebesine yaptığı vasiyetlerden bazıları şöyledir:
Konuşurken yüksek sesle konuşma. Hiçbir işinde acele etme, teenni ile hareket et. Acele şeytandır. Susmayı âdet edin. Her ayda birkaç gün oruç tut. Nefsini hesaba çek, ilmi muhafaza et. Böylece amelinden iki cihanda faydalan. Dünya nimetine ve sağlığına güvenme. Bu nimetlerin hepsinden sorguya çekileceksin. Kötü kimseyi; kötülüğü ile anma, bir iyiliğini bul, onu söyle. Eğer kötülüğü din hakkında ise, bid’at ise onu insanlara söyle ve ona uymaktan onları koru. Sakın ölümü hatırından çıkarma. Kur’an-ı kerim okumaya devam et. Bid’at ehlinden uzak dur. Küfür ehli ile zaruretsiz konuşma, mümkünse onları İslam’a davet et, değilse, onlarla dost olma [diyaloga girme]. Anneni, babanı, üstadını hayır duadan unutma. Ezan okununca, hazır ol, herkesten önce mescide gel. Kabirleri ziyaret et. Komşudan gördüğün ayıpları, emanet bil; sakla, kimsenin sırrını kimseye söyleme. Seninle istişare edene doğruyu söyle. Cimrilikten sakın. Tamahkâr olan mürüvvetsiz olur. Her işte mürüvveti gözet. İhtiyacın olsa da, kimseden bir şey isteme. Dünya ehline rağbet etme. Yolda giderken sağına soluna bakma, önüne bak. Bahşiş verilen yerlerde herkesten daha çok ver. Bir cemaat içinde iken, onlar teklif etmeden imam olma. Kadınların, kızların, gençlerin toplandıkları yerlere gitme. Fısk, çalgı, müzik ve diğer haram bulunan eğlence yerlerine girme. Bu nasihatimizi, canı gönülden kabul et. Bunlarla dünya ve ahiretini süsle. Zira bunlar senin ve herkesin iyiliği içindir. Bu yolda git ve herkese de tavsiye et. |
ism-i Azam nedir Nerededir
12 Ağustos 2010 Yazan admin
Kategori Magazin, Ramazan Özel
Bu isimlerin içinde öyle bir isim vardır ki, buna İsm-i Azam denir. Allah Teâlâ’nın en büyük ve en önemli ismidir İsm-i Azam. Peygamber Efendimiz bir hadislerinde; Kim ki İsm-i Azam ile duâ ederse, Allah ona icabet eder, onunla istenirse verir” buyuruyor. (Tirmizi, Ebu Davut)
İsm-i Azam hangi isimdir peki? Bu konuda bir kesinlik yoktur. Diğer isimler içerisinde saklanmıştır. Hz Ali ve İmam-ı Azam’a göre Adl ismidir. Tasavvuf yolunda giden, kalp ehilleri ise Vedud ismini İsm-i Azam görmüşler, ona tutunmuşlardır. Bediüzzaman’a göre; gerçek İsm-i Azam bilinemez belki; ama herkes kabiliyeti nispetince bir isme tutunup onu kendine İsm- i Azam yapıp onunla yükselebilir. Tutunduğu isim, kendisinin İsm-i Azamı olur.
Birçok âlimce, İsm-i Âzam olarak görülen isim, “Adl” ismidir. Adl, kelime mânâsıyla doğru olmak, adaletle hükmetmek, eşitlemek vb. mânâlara gelir. Allah Teâlâ’nın ismi olarak kullanıldığında ise çok âdil, asla zulmetmeyen, hakkaniyetiyle hükmeden, haktan başkasını söylemeyen ve yapmayan anlamına gelir.
Kâinattaki tezahürü:
Bilindiği üzere, kâinat Esmaü’l Hüsna üzerine kurulmuştur. Her bir esmanın kâinatta tezahürü bulunmaktadır. Adl isminin kâinata yansıyışı da birçok değişik şekillerdedir.
Birincisi; her şeye hassas ölçülerle vücut verilmesi, her şeyin yerli yerine konulmasıdır. Meselâ bir insanın gözü koluna, diğerininki ayağına konulmamıştır. Herkes aynı vücutta yaratılmıştır. Kavaklar sonsuza kadar uzamaz ya da böceklerin belli bir aşamadan sonra büyüme ve gelişmeleri durur.
İkincisi, bir şey yaratılmış ise, ona lâzım olan her şey de yanında yaratılmıştır. Örnek olarak bir çiçek yaratılmış ise, ona lâzım olan havası, suyu, güneşi toprağı da yanında yaratılmıştır.
Elbette insan vücudunda da Adl isminin tecellisi bulunmaktadır. Kanın Adl isminin tecellisi olarak dengeleyici fonksiyonu vardır (Köprü dergisi, sayı 92). Canlı bedenindeki ısı dengesi, dengeli beslenme kan sayesinde gerçekleşir. Kan mükemmel bir ısı dağıtım sistemidir. Kan olmasaydı, ısıyı bedenin her yanına aynı oranda dağıtmanın ve dış ortamla uyum sağlamanın imkânı olmazdı.
Şu yukarıda saydıklarımız, Adl isminin tecellilerinden çok cüz’î bir bölüm muhakkak. Derin nazar ile bakıldığında, kim bilir nice örnekler çıkar karşımıza…
Adl tecellisi bir isim:
Bunları böylece belirttikten sonra, Adl isminin tecellisi hangi isim çıkar karşımıza diye düşününce akla hemen Hz. Ömer gelir. Zira Hz. Ömer adaletin kapısı olarak bilinen bir sahabîdir. “Benim ashabım yıldızlar gibidir, hangisine tutunursanız kurtulursunuz” buyurur Peygamber Efendimiz. Bu yüzdendir ki sahabilerin hayatını iyi bilmeli ve hayatlarımıza tatbik etmeliyiz. Özellikle de adaletin çok fazla göz önünde bulundurulmadığı günümüzde, Hz. Ömer gibi düşünüp onun gibi yaşamaya çok ihtiyacımız var.
Mallarınızı zekat ile koruyun Zekat vermeyenlere ibrettir Sâlebe
12 Ağustos 2010 Yazan admin
Kategori Magazin, Ramazan Özel
AHMED ŞAHİN- ZAMAN
Medine halkından Sâlebe, cami kuşu denecek derecede sofu bir insandı. Tüm namazlarını camide kılar, tek başına kılmaya pek razı olmazdı. Ne var ki bir ara kafayı zengin olmaya taktı.
Mutlaka zengin olacaktı. Hayırlısı zengin olması mıydı değil miydi, hiç düşünmüyor, ille de köşeyi dönmeyi istiyordu. Bu yüzden tam üç defa Efendimiz (sas)’e müracaat ederek zengin olması için dua etmesini istemiş, hatta sonuncusunda da yemin ederek demişti ki: Seni hak peygamber olarak gönderen Allah’a yemin ederim ki; zengin olursam yoksullara fazlasıyla yardımda bulunacağım!.. Bu söz ve ısrar sebebiyle Efendimiz de istediği duayı yapmış,
- Sâlebe’ye istediği malı ver ya Rab! diye niyazda bulunmuştu. Bundan sonra koyun alan Sâlebe’nin sürüsü kısa zamanda öylesine çoğaldı ki; cami kuşu Sâlebe, artık vakit namazlarını bırak cumalara dahi camiye gelemiyor, çölde sürüsünün arkasında sürünüp gidiyordu. Efendimiz, zaman zaman Sâlebe’yi soruyor, ‘Çölde koyunlarının peşindedir. Onun için camide görünmüyor.’ dediklerinde,
- Yazık oldu Sâlebe’ye! diye hayıflanıyordu. İşte bu sıralarda Tevbe Sûresi’ndeki zekât âyeti nazil oldu.
Efendimiz, imkân sahibi zenginlere memurlar gönderdi. Zekâtlarını toplayıp hazineye getirecekler, oradan da ihtiyaç sahibi fakirlere dağıtılacaktı. Sâlebe’ye de uğrayan memurlar, onu çölde koyunlarının peşinde bularak yeni durumu anlattılar.
- Gelen ayetler, malı çok olanın kırkta birini zekât vermesi gerektiğini bildirdi. Senin de zekât vermen gerekiyor! deyince öfkelenen Sâlebe,
- “Bu sıcak çölde çalışıp kazanan benim, size ne oluyor ki, gelip benim malımın kırkta birini istiyorsunuz. Bu sizin istediğiniz haraçtan başka bir şey değildir.” diyerek, zekât memurlarını eli boş çevirdi. İşte Sâlebe’nin bu davranışından sonra gelen ayetlerde deniyordu ki:
- Münafıklardan bazıları da, mal mülk verip zengin ettiği takdirde fakir fukaraya yardım edeceklerine dair söz verirler, ne zaman ki Allah onlara istekleri malı verir zengin olurlar; o zaman Allah’a verdikleri sözü unuturlar, cimrilik edip yoksulun hakkını vermezler… (Tevbe Sûresi, âyet 76) Hülasat’ülbeyan’a bakılabilir.
Mealini arz ettiğim bu âyet-i kerime Sâlebe’nin münafıklar sınıfına kaydığını işaretliyordu. Bunu anlayan akrabası, gidip ona derhal malının sadaka ve zekâtını vermesini, yoksa gelen âyetle, münafıklardan biri olarak damgalanmış olacağı ikazında bulundu. Akrabasının bu zorlaması üzerine gelen Sâlebe, zekâtını vermek istediğini söylediyse de Resulullah (sas) üzüntülü bir eda ile,
- Senin zekâtını alamam artık Sâlebe. Allah (celle ve alâ) men etti!.. cevabıyla karşılaştı. Eskinin cami kuşu Sâlebe’si için bu, dehşetli bir sonuçtu. Resulullah (sas) âhireti teşrif ettikten sonra Hazreti Ebû Bekir’e müracaat eden Sâlebe, sırasıyla Hazreti Ömer ve Osman’a da müracaat ettiyse de hepsi de, “Resulullah’ın kabul etmediğini biz nasıl kabul edebiliriz?” şeklinde karşılık verdiler. Hazreti Osman zamanında son anlarını yaşadığı sıralarda Sâlebe’nin kulaklarında Resulullah’ın ilk ikâzları yankılanıyordu:
- “Sâlebe, şükrünü yaptığın az mal, şükrünü yapamayacağın çok maldan hayırlıdır!” Ama iş işten geçmişti artık. Sâlebe, zekâtını vermeyenlerin ibret alacağı kötü bir örnek vererek gidiyordu ahirete… Cami kuşu diye söylenen Sâlebe nerede, zekâtını vermekten imtina edecek kadar mal hırsına kapılmış olarak giden Sâlebe nerede. Demek ki insan, servetin de hayırlısını dilemeli, gereğini yerine getireceksem ver ya Rabbi demelidir.
Son iki rekâtta Fatiha okumak
12 Ağustos 2010 Yazan admin
Kategori Ramazan Özel, Şarkı Sözleri
Son iki rekâtta Fatiha okumak
Sual: Son iki rekâtta, Fatiha okumayı unutanın, secde-i sehv yapması gerekir mi?
CEVAP
Farz ve kaza namazlarında, secde-i sehv gerekmez, çünkü farzların son iki rekâtında Fatiha okumak vacib değil, sünnettir. Nâfilelerde, sünnetlerde veya vitirde ise, Her rekâtta Fatiha okumak vacib olup, biri unutulursa secde-i sehv gerekir. (Hindiyye)
Mâlikî ve Şâfiî’de, her rekâtta Fatiha okumak farzdır. Bir ihtiyaçtan dolayı bu iki mezhepten birini taklit edenin, okuması farzdır. Okumazsa namaz sahih olmaz. Secde-i sehvle de kurtulmaz.
Önceki sureyi okumak
Sual: İkinci rekâtta, birinci rekâtta okunan sureden öncekini veya birinci rekâttan daha uzun bir sure okumak mekruh mudur?
CEVAP
Evet, mekruhtur. Farz ve nâfilelerin hepsinde, ikinci rekâtta birinci rekâttan daha uzun okumak mekruhtur. Kasten okunmazsa mekruh olmaz. Eğer okunmaya başlanmışsa artık terk edilmez, devam edilir. (Halebî)
Nâfile namazlarda mekruh olmayacağını bildiren âlimler de vardır.
Aynı sureyi okumak
Sual: Bir namazın her rekâtında aynı zamm-ı sureyi okumak mekruh olur mu?
CEVAP
Nafilelerde mekruh olmaz. Farz veya kaza kılarken mekruh olur.
Peygamber efendimizin kabri şerifleri
12 Ağustos 2010 Yazan admin
Kategori Ramazan Özel, Şarkı Sözleri
peygamber efendimizin kabri şerifleri dünyadaki tüm müslümanların %1 bile bu görüntüyü seyretme fırsatı bulamamıştır lütfen şu mübarek ramazan aynda bu görüntüyü paylaşın tüm din kardeslerimiz bu fırsatı yakalamış olsun












