Bilmeniz gereken 40 hadis
13 Ağustos 2010 Yazan admin
Kategori Magazin, Ramazan Özel
40 HADİS
| 1 |
|
اَلدِّينُ النَّصِيحَةُ قُلْنَا: لِمَنْ )يَا رَسُولَ اللَّهِ ؟( قَالَ: لِلَّهِ وَلِكِتَابِهِ وَلِرَسُولِهِ وَلأئِمَّةِ الْمُسْلِمِينَ وَعَامَّتِهِمْ |
| (Allah Rasûlü) “Din nasihattır/samimiyettir” buyurdu. “Kime Yâ Rasûlallah?” diye sorduk. O da; “Allah’a, Kitabına, Peygamberine, Müslümanların yöneticilerine ve bütün müslümanlara” diye cevap verdi.
Müslim, İmân, 95. |
| 2 |
| اَلإِسْلاَمُ حُسْنُ الْخُلُقِ |
| İslâm, güzel ahlâktır.
Kenzü’l-Ummâl, 3/17, HadisNo: 5225. |
| 3 |
|
مَنْ لاَ يَرْحَمِ النَّاسَ لاَ يَرْحَمْهُ اللَّهُ |
| İnsanlara merhamet etmeyene Allah merhamet etmez.
Müslim, Fedâil, 66; Tirmizî, Birr, 16. |
| 4 |
|
يَسِّرُوا وَلاَ تُعَسِّرُوا وَبَشِّرُوا وَلاَ تُنَفِّرُوا |
| Kolaylaştırınız, güçleştirmeyiniz, müjdeleyiniz, nefret ettirmeyiniz.
Buhârî, İlm, 12; Müslim, Cihâd, 6. |
| 5 |
|
إنَّ مِمَّا أدْرَكَ النَّاسُ مِنْ كَلاَمِ النُّبُوَّةِ: إذَا لَمْ تَسْتَحِ فَاصْنَعْ مَا شِئْتَ |
| İnsanların Peygamberlerden öğrenegeldikleri sözlerden biri de: “Utanmadıktan sonra dilediğini yap!” sözüdür.
Buhârî, Enbiyâ, 54; EbuDâvûd, Edeb, 6. |
| 6 |
|
اَلدَّالُّ عَلىَ الْخَيْرِ كَفَاعِلِهِ |
| Hayra vesile olan, hayrı yapan gibidir.
Tirmizî, İlm, 14. |
| 7 |
|
لاَ يُلْدَغُ اْلمُؤْمِنُ مِنْ جُحْرٍ مَرَّتَيْنِ |
| Mümin, bir delikten iki defa sokulmaz.(Mümin, iki defa aynı yanılgıya düşmez)
Buhârî, Edeb, 83; Müslim, Zühd, 63. |
| 8 |
|
اِتَّقِ اللَّهَ حَـيْثُمَا كُنْتَ وَأتْبِـعِ السَّـيِّـئَةَ الْحَسَنَةَ تَمْحُهَا وَخَالِقِ النَّاسَ بِخُلُقٍ حَسَنٍ |
| Nerede olursan ol Allah’a karşı gelmekten sakın; yaptığın kötülüğün arkasından bir iyilik yap ki bu onu yok etsin. İnsanlara karşı güzel ahlakın gereğine göre davran.
Tirmizî, Birr, 55. |
| 9 |
|
إنَّ اللَّهَ تَعَالى يُحِبُّ إذَا عَمِلَ أحَدُكُمْ عَمَلاً أنْ يُتْقِنَهُ |
| Allah, sizden birinizin yaptığı işi, ameli ve görevi sağlam ve iyi yapmasından hoşnut olur.
Taberânî, el-Mu’cemü’l-Evsat, 1/275; Beyhakî, fiu’abü’l-Îmân, 4/334. |
| 10 |
|
اَلإِيمَانُ بِضْعٌ وَسَبْعُونَ شُعْبَةً أفْضَلُهَا قَوْلُ لاَ إِلهَ إِلاَّاللَّهُ وَأدْنَاهَا إِمَاطَةُ اْلأذَى عَنِ الطَّرِيقِ وَالْحَيَاءُ شُعْبَةٌ مِنَ اْلإِيـمَانِ |
| İman, yetmiş küsur derecedir. En üstünü “Lâ ilâhe illallah (Allah’tan başka ilah yoktur)” sözüdür, en düşük derecesi de rahatsız edici bir şeyi yoldan kaldırmaktır. Haya da imandandır.
Buhârî, Îmân, 3; Müslim, Îmân, 57, 58. |
| 11 |
|
مَنْ رَأَى مِنْكُمْ مُنْكَرًا فَلْيُغَيِّرْهُ بِيَدِهِ فَإِنْ لَمْ يَسْتَطِـعْ فَبِلِسَانِهِ فَإِنْ لَمْ يَسْتَطِـعْ فَبِقَلْبِهِ وَذَلِكَ أضْعَفُ اْلإِيـمَانِ |
| Kim kötü ve çirkin bir iş görürse onu eliyle düzeltsin; eğer buna gücü yetmiyorsa diliyle düzeltsin; buna da gücü yetmezse, kalben karşı koysun. Bu da imanın en zayıf derecesidir.
Müslim, Îmân, 78; Ebû Dâvûd, Salât, 248. |
| 12 |
|
عَيْنَانِ لاَ تَمَسُّهُمَا النَّارُ: عَيْنٌ بَـكَتْ مِنْ خَشْيَةِ اللَّهِ وَعَيْنٌ بَاتَتْ تَحْرُسُ فِي سَبِيلِ اللَّهِ |
| İki göz vardır ki, cehennem ateşi onlara dokunmaz: Allah korkusundan ağlayan göz, bir de gecesini Allah yolunda, nöbet tutarak geçiren göz.
Tirmizî, Fedâilü’l-Cihâd, 12. |
| 13 |
| لاَ ضَرَرَ وَلاَ ضِرَارَ |
| Zarar vermek ve zarara zararla karşılık vermek yoktur.
İbn Mâce, Ahkâm, 17; Muvatta’, Akdıye, 31. |
| 14 |
|
لاَ يُؤْمِنُ أحَدُكُمْ حَتَّى يُحِبَّ لأخِيهِ مَا يُحِبُّ لِنَفْسِهِ |
| Hiçbiriniz kendisi için istediğini (mü’min) kardeşi için istemedikçe (gerçek) iman etmiş olamaz.
Buhârî, Îmân, 7; Müslim, Îmân, 71. |
| 15 |
|
اَلْمُسْلِمُ أخُو الْمُسْلِمِ لاَ يَظْلِمُهُ وَلاَ يُسْلِمُهُ مَنْ كَانَ فِي حَاجَةِ أخِيهِ كَانَ اللَّهُ فِي حَاجَتِهِ وَمَنْ فَرَّجَ عَنْ مُسْلِمٍ كُرْبَةً فَرَّجَ اللَّهُ عَنْهُ بِهَا كُرْبَةً مِنْ كُرَبِ يَوْمِ الْقِيَامَةِ وَمَنْ سَتَرَ مُسْلِمًا سَتَرَهُ اللَّهُ يَوْمَ الْقِيَامَةِ |
| Müslüman müslümanın kardeşidir. Ona zulmetmez, onu (düşmanına) teslim etmez. Kim, (mümin) kardeşinin bir ihtiyacını giderirse Allah da onun bir ihtiyacını giderir. Kim müslümanı bir sıkıntıdan kurtarırsa, bu sebeple Allah da onu kıyamet günü sıkıntılarının birinden kurtarır. Kim bir müslümanı(n kusurunu) örterse, Allah da Kıyamet günü onu(n kusurunu) örter.
Buhârî, Mezâlim, 3; Müslim, Birr, 58. |
| 16 |
|
لاَ تَدْخُلُونَ الْجَنَّةَ حَتَّى تُؤْمِنُوا وَلاَ تُؤْمِنُوا حَتَّى تَحَابُّوا |
| İman etmedikçe cennete giremezsiniz, birbirinizi sevmedikçe de (gerçek anlamda) iman etmiş olamazsınız.
Müslim, Îmân, 93; Tirmizî, Sıfâtu’l-Kıyâme, 56. |
| 17 |
|
اَلْمُسْلِمُ مَنْ سَلِمَ النَّاسُ مِنْ لِسَانِهِ وَيَدِهِ |
| Müslüman, insanların elinden ve dilinden emin olduğu kimsedir.
Tirmizî, Îmân, 12; Nesâî, Îmân, 8. |
| 18 |
|
لاَ تَبَاغَضُوا وَلاَ تَحَاسَدُوا وَلاَ تَدَابَرُوا وَكُونُوا عِبَادَ اللَّهِ إخْوَانًا وَلاَ يَحِلُّ لِمُسْلِمٍ أنْ يَهْجُرَ أخَاهُ فَوْقَ ثَلاَثِةِ اَيَّامٍ |
| Birbirinize buğuz etmeyin, birbirinize haset etmeyin, birbirinize arka çevirmeyin; ey Allah’ın kulları, kardeş olun. Bir müslümana, üç günden fazla (din) kardeşi ile dargın durması helal olmaz.
Buhârî, Edeb, 57, 58. |
| 19 |
|
إنَّ الصِّدْقَ يَهْدِي إلَى الْبِرِّ وَ إنَّ الْبِرَّ يَهْدِي إلَى الْجَنَّةِ وَإنَّ الرَّجُلَ لَيَصْدُقُ حَتَّى يُكْتَبَ عِنْدَ اللَّهِ صِدِّيقًا وَ إنَّ الْكَذِبَ يَهْدِي إلَى الْفُجُورِ وَ إنَّ الْفُجُورَ يَهْدِي إلَى النَّارِ وَ إنَّ الرَّجُلَ لَيَـكْذِبُ حَتَّى يُكْتَبَ عِنْدَ اللَّهِ كَذَّابًا |
| Hiç şüphe yok ki doğruluk iyiliğe götürür. İyilik de cennete götürür. Kişi doğru söyleye söyleye Allah katında sıddîk (doğru sözlü) diye yazılır. Yalancılık kötüye götürür. Kötülük de cehenneme götürür. Kişi yalan söyleye söyleye Allah katında kezzâb (çok yalancı) diye yazılır.
Buhârî, Edeb, 69; Müslim, Birr, 103, 104. |
| 20 |
|
لاَ تُمَارِ أخَاكَ وَلاَ تُمَازِحْهُ وَلاَ تَعِدْهُ مَوْعِدَةً فَتُخْلِفَهُ |
| (Mümin) kardeşinle münakaşa etme, onun hoşuna gitmeyecek şakalar yapma ve ona yerine getirmeyeceğin bir söz verme.
Tirmizî, Birr, 58. |
| 21 |
|
تَبَسُّمُكَ فِي وَجْهِ أخِيكَ لَكَ صَدَقَةٌ وَأمْرُكَ بِالْمَعْرُوفِ وَ نَهْيُكَ عَنِ الْمُنْكَرِ صَدَقَةٌ وَإِرْشَادُكَ الرَّجُلَ فِي أرْضِ الضَّلاَلِ لَكَ صَدَقَةٌ وَإِمَاطَتُكَ الْحَجَرَ وَالشَّوْكَ وَالْعَظْمَ عَنِ الطَّرِيقِ لَكَ صَدَقَةٌ |
| (Mümin) kardeşine tebessüm etmen sadakadır. İyiliği emredip kötülükten sakındırman sadakadır. Yolunu kaybeden kimseye yol göstermen sadakadır. Yoldan taş, diken, kemik gibi şeyleri kaldırıp atman da senin için sadakadır.
Tirmizî, Birr, 36. |
| 22 |
|
إِنَّ اللَّهَ لاَ يَنْظُرُ إِلَى صُوَرِكُمْ وَأمْوَالِكُمْ وَلـكِنْ يَنْظُرُ إِلَى قُلُوبِكُمْ وَأعْمَالِكُمْ |
| Allah sizin ne dış görünüşünüze ne de mallarınıza bakar. Ama o sizin kalplerinize ve işlerinize bakar.
Müslim, Birr, 33; ‹bn Mâce, Zühd, 9; Ahmed b. Hanbel, 2/285, 539. |
| 23 |
|
رِضَى الرَّبِّ في رِضَى الْـوَالِدِ وَسَخَطُ الرَّبِّ في سَخَطِ الْـوَالِدِ |
| Allah’ın rızası, anne ve babanın rızasındadır.
Allah’ın öfkesi de anne babanın öfkesindedir. Tirmizî, Birr, 3. |
| 24 |
|
ثَلاَثُ دَعَوَاتٍ يُسْتَجَابُ لَهُنَّ لاَ شَكَّ فِيهِنَّ: دَعْوَةُ الْمَظْلُومِ، وَدَعْوَةُ الْمُسَافِرِ ، وَدَعْوَةُ الْوَالِدِ لِوَلَدِهِ |
| Üç dua vardır ki, bunlar şüphesiz kabul edilir:
Mazlumun duası, yolcunun duası ve babanın evladına duası. İbn Mâce, Dua, 11. |
| 25 |
|
مَا نَحَلَ وَالِدٌ وَلَدًا مِنْ نَحْلٍ أَفْضَلَ مِنْ أدَبٍ حَسَنٍ |
| Hiçbir baba, çocuğuna, güzel terbiyeden daha üstün bir
hediye veremez. Tirmizî, Birr, 33. |
| 26 |
|
خِيَارُكُمْ خِيَارُكُمْ لِنِسَائِهِمْ |
| Sizin en hayırlılarınız, hanımlarına karşı en iyi davrananlarınızdır.
Tirmizî, Radâ’, 11; ‹bn Mâce, Nikâh, 50. |
| 27 |
|
لَيْس مِنَّا مَنْ لَمْ يَرْحَمْ صَغِيرَنَا وَيُوَقِّرْ كَبِيرَنَا |
| Küçüklerimize merhamet etmeyen, büyüklerimize saygı
göstermeyen bizden değildir. Tirmizî, Birr, 15; Ebû Dâvûd, Edeb, 66. |
| 28 |
|
كَافِلُ الْيَتِيمِ لَهُ أوْ لِغَيْرِهِ أنَا وَ هُوَ كَهَاتَيْنِ فيِ الْجَنَّةِ وَأشَارَ بِالسَّبَّابَةِ وَالْوُسْطَى |
|
Peygamberimiz işaret parmağı ve orta parmağıyla işaret ederek: “Gerek kendisine ve gerekse başkasına ait herhangi bir yetimi görüp gözetmeyi üzerine alan kimse ile ben, cennette işte böyle yanyanayız” buyurmuştur. Buhârî, Talâk, 25, Edeb, 24; Müslim, Zühd, 42. |
| 29 |
|
اِجْتَنِبُوا السَّبْعَ الْمُوبِقَاتِ قَالُوا يَا رَسُولَ للهِ وَمَا هُنَّ قَالَ: اَلشِّرْكُ بِاللَّهِ وَالسِّحْرُ وَ قَتْلُ النَّفْسِ الَّتِي حَرَّمَ اللَّهُ إلاَّ بِالْحَقِّ وَأكْلُ الرِّبَا وَأكْلُ مَالِ اْليَتِيمِ وَالتَّوَلِّي يَوْمَ الزَّحْفِ وَقَذْفُ الْمُحْصَنَاتِ الْغَافِلاَتِ الْمُؤْمِنَاتِ |
|
(İnsanı) helâk eden şu yedi şeyden kaçının. Onlar nelerdir ya Resulullah dediler. Bunun üzerine: Allah’a şirk koşmak, sihir, Allah’ın haram kıldığı cana kıymak, faiz yemek, yetim malı yemek, savaştan kaçmak, suçsuz ve namuslu mümin kadınlara iftirada bulunmak buyurdu. Buhârî, Vasâyâ, 23, Tıbb, 48; Müslim, Îmân, 144. |
| 30 |
|
مَنْ كَانَ يُؤْمِنُ بِاللَّهِ وَالْيَوْمِ الآخِرِ فَلاَ يُؤْذِ جَارَهُ وَمَنْ كَانَ يُؤْمِنُ بِاللَّهِ وَالْيَوْمِ الآخِرِ فَلْيُكْرِمْ ضَيْفَهُ وَمَنْ كَانَ يُؤْمِنُ بِاللَّهِ وَالْيَوْمِ الآخِرِ فَلْيَقُلْ خَيْرًا أوْ لِيَصْمُتْ |
|
Allah’a ve ahiret gününe imân eden kimse, komşusuna eziyet etmesin. Allah’a ve ahiret gününe imân eden misafirine ikramda bulunsun. Allah’a ve ahiret gününe imân eden kimse, ya hayır söylesin veya sussun. Buhârî, Edeb, 31, 85; Müslim, Îmân, 74, 75. |
| 31 |
|
مَا زَالَ جِبْرِيلُ يُوصِينِي بِالْجَارِ حَتَّى ظَنَنْتُ أنَّهُ سَيُوَرِّثُهُ |
|
Cebrâil bana komşu hakkında o kadar çok tavsiyede bulundu ki; ben (Allah Teâlâ) komşuyu komşuya mirasçı kılacak zannettim. Buhârî, Edeb, 28; Müslim, Birr, 140, 141. |
| 32 |
|
اَلسَّاعِي عَلَى الأرْمَلَةِ وَالْمِسْكِينِ كَالْمُجَاهِدِ فِي سَبِيلِ اللَّهِ أوِ الْقَائِمِ اللَّيْلَ الصَّائِمِ النَّهَارَ |
|
Dul ve fakirlere yardım eden kimse, Allah yolunda cihad eden veya gündüzleri (nafile) oruç tutup, gecelerini (nafile) ibadetle geçiren kimse gibidir. Buhârî, Nafakât, 1; Müslim, Zühd, 41; Tirmizî, Birr, 44; Nesâî, Zekât, 78. |
| 33 |
|
كُلُّ ابْنِ آدَمَ خَطَّاءٌ وَخَيْرُ الْخَطَّائِينَ التَّوَّابُونَ |
|
Her insan hata eder. Hata işleyenlerin en hayırlıları tevbe edenlerdir. Tirmizî, Kıyâme, 49; İbn Mâce, Zühd, 30. |
| 34 |
|
عَجَبًا لأمْرِ الْمُؤْمِنِ إِنَّ أمْرَهُ كُلَّهُ خَيْرٌ وَلَيْس ذَاكَ لأحَدٍ إِلاَّ لِلْمُؤْمِنِ: إِنْ أصَابَتْهُ سَرَّاءُ شَـكَرَ فَـكَانَ خَيْرًا لَهُ وَإِنْ أصَابَتْهُ ضَرَّاءُ صَبَرَ فَـكَانَ خَيْرًا لَهُ |
| Mü’minin başka hiç kimsede bulunmayan ilginç bir hali vardır; O’nun her işi hayırdır. Eğer bir genişliğe (nimete) kavuşursa şükreder ve bu onun için bir hayır olur. Eğer bir darlığa (musibete) uğrarsa sabreder ve bu da onun için bir hayır olur.
Müslim, Zühd, 64; Dârim”, Rikâk, 61. |
| 35 |
|
مَنْ غَشَّـنَا فَلَيْس مِنَّا |
|
Bizi aldatan bizden değildir. Müslim, Îmân, 164. |
| 36 |
|
لاَ يَدْخُلُ الْجَنَّةَ نَمَّامٌ |
| Söz taşıyanlar (cezalarını çekmeden ya da affedilmedikçe)
cennete giremezler. Müslim, Îmân, 168; Tirmizî, Birr, 79. |
| 37 |
|
أعْطُوا الأجِيرَ أجْرَهُ قَبْلَ أنْ يَجِفَّ عَرَقُهُ |
| İşçiye ücretini, (alnının) teri kurumadan veriniz.
İbn Mâce, Ruhûn, 4. |
| 38 |
|
مَا مِنْ مُسْلِمٍ يَغْرِسُ غَرْسًا أوْ يَزْرَعُ زَرْعًا فَيَـأكُلُ مِنْهُ طَيْرٌ أوْ إِنْسَانٌ أوْ بَهِيمَةٌ إِلاَّ كَانَ لَهُ بِهِ صَدَقَةٌ |
| Bir müslümanın diktiği ağaçtan veya ektiği ekinden insan, hayvan ve kuşların yedikleri şeyler, o müslüman için birer sadakadır.
Buhârî, Edeb, 27; Müslim, Müsâkât, 7, 10. |
| 39 |
|
إِنَّ فِي الْجَسَدِ مُضْغَةً إِذَا صَلَحَتْ صَلَحَ الْجَسَدُ كُلُّهُ وَإِذَا فَسَدَتْ فَسَدَ الْجَسَدُ كُلُّهُ ألاَ وَهِيَ الْقَلْبُ |
| İnsanda bir organ vardır. Eğer o sağlıklı ise bütün vücut sağlıklı olur; eğer o bozulursa bütün vücut bozulur. Dikkat edin! O, kalptir.
Buhârî, Îmân, 39; Müslim, Müsâkât, 107. |
| 40 |
|
اِتَّقُوا اللَّهَ رَبَّـكُمْ وَصَلُّوا خَمْسَـكُمْ وَصُومُوا شَهْرَكُمْ وَأدُّوا زَكَاةَ أمْوَالِكُمْ وَأطِيعُوا ذَاأمْرِكُمْ تَدْخُلُوا جَنَّةَ رَبِّـكُمْ |
| Rabbinize karşı gelmekten sakının, beş vakit namazınızı kılın, Ramazan orucunuzu tutun, mallarınızın zekatını verin, yöneticilerinize itaat edin. (Böylelikle) Rabbinizin cennetine girersiniz.
Tirmizî, Cum’a, 80 |
Bunlarla dünya ve ahiretini süsle
12 Ağustos 2010 Yazan admin
Kategori Magazin, Ramazan Özel
|
Bunlarla dünya ve ahiretini süsle
|
|
İmam-ı a’zam hazretlerinin bir talebesine yaptığı vasiyetlerden bazıları şöyledir:
Konuşurken yüksek sesle konuşma. Hiçbir işinde acele etme, teenni ile hareket et. Acele şeytandır. Susmayı âdet edin. Her ayda birkaç gün oruç tut. Nefsini hesaba çek, ilmi muhafaza et. Böylece amelinden iki cihanda faydalan. Dünya nimetine ve sağlığına güvenme. Bu nimetlerin hepsinden sorguya çekileceksin. Kötü kimseyi; kötülüğü ile anma, bir iyiliğini bul, onu söyle. Eğer kötülüğü din hakkında ise, bid’at ise onu insanlara söyle ve ona uymaktan onları koru. Sakın ölümü hatırından çıkarma. Kur’an-ı kerim okumaya devam et. Bid’at ehlinden uzak dur. Küfür ehli ile zaruretsiz konuşma, mümkünse onları İslam’a davet et, değilse, onlarla dost olma [diyaloga girme]. Anneni, babanı, üstadını hayır duadan unutma. Ezan okununca, hazır ol, herkesten önce mescide gel. Kabirleri ziyaret et. Komşudan gördüğün ayıpları, emanet bil; sakla, kimsenin sırrını kimseye söyleme. Seninle istişare edene doğruyu söyle. Cimrilikten sakın. Tamahkâr olan mürüvvetsiz olur. Her işte mürüvveti gözet. İhtiyacın olsa da, kimseden bir şey isteme. Dünya ehline rağbet etme. Yolda giderken sağına soluna bakma, önüne bak. Bahşiş verilen yerlerde herkesten daha çok ver. Bir cemaat içinde iken, onlar teklif etmeden imam olma. Kadınların, kızların, gençlerin toplandıkları yerlere gitme. Fısk, çalgı, müzik ve diğer haram bulunan eğlence yerlerine girme. Bu nasihatimizi, canı gönülden kabul et. Bunlarla dünya ve ahiretini süsle. Zira bunlar senin ve herkesin iyiliği içindir. Bu yolda git ve herkese de tavsiye et. |
ism-i Azam nedir Nerededir
12 Ağustos 2010 Yazan admin
Kategori Magazin, Ramazan Özel
Bu isimlerin içinde öyle bir isim vardır ki, buna İsm-i Azam denir. Allah Teâlâ’nın en büyük ve en önemli ismidir İsm-i Azam. Peygamber Efendimiz bir hadislerinde; Kim ki İsm-i Azam ile duâ ederse, Allah ona icabet eder, onunla istenirse verir” buyuruyor. (Tirmizi, Ebu Davut)
İsm-i Azam hangi isimdir peki? Bu konuda bir kesinlik yoktur. Diğer isimler içerisinde saklanmıştır. Hz Ali ve İmam-ı Azam’a göre Adl ismidir. Tasavvuf yolunda giden, kalp ehilleri ise Vedud ismini İsm-i Azam görmüşler, ona tutunmuşlardır. Bediüzzaman’a göre; gerçek İsm-i Azam bilinemez belki; ama herkes kabiliyeti nispetince bir isme tutunup onu kendine İsm- i Azam yapıp onunla yükselebilir. Tutunduğu isim, kendisinin İsm-i Azamı olur.
Birçok âlimce, İsm-i Âzam olarak görülen isim, “Adl” ismidir. Adl, kelime mânâsıyla doğru olmak, adaletle hükmetmek, eşitlemek vb. mânâlara gelir. Allah Teâlâ’nın ismi olarak kullanıldığında ise çok âdil, asla zulmetmeyen, hakkaniyetiyle hükmeden, haktan başkasını söylemeyen ve yapmayan anlamına gelir.
Kâinattaki tezahürü:
Bilindiği üzere, kâinat Esmaü’l Hüsna üzerine kurulmuştur. Her bir esmanın kâinatta tezahürü bulunmaktadır. Adl isminin kâinata yansıyışı da birçok değişik şekillerdedir.
Birincisi; her şeye hassas ölçülerle vücut verilmesi, her şeyin yerli yerine konulmasıdır. Meselâ bir insanın gözü koluna, diğerininki ayağına konulmamıştır. Herkes aynı vücutta yaratılmıştır. Kavaklar sonsuza kadar uzamaz ya da böceklerin belli bir aşamadan sonra büyüme ve gelişmeleri durur.
İkincisi, bir şey yaratılmış ise, ona lâzım olan her şey de yanında yaratılmıştır. Örnek olarak bir çiçek yaratılmış ise, ona lâzım olan havası, suyu, güneşi toprağı da yanında yaratılmıştır.
Elbette insan vücudunda da Adl isminin tecellisi bulunmaktadır. Kanın Adl isminin tecellisi olarak dengeleyici fonksiyonu vardır (Köprü dergisi, sayı 92). Canlı bedenindeki ısı dengesi, dengeli beslenme kan sayesinde gerçekleşir. Kan mükemmel bir ısı dağıtım sistemidir. Kan olmasaydı, ısıyı bedenin her yanına aynı oranda dağıtmanın ve dış ortamla uyum sağlamanın imkânı olmazdı.
Şu yukarıda saydıklarımız, Adl isminin tecellilerinden çok cüz’î bir bölüm muhakkak. Derin nazar ile bakıldığında, kim bilir nice örnekler çıkar karşımıza…
Adl tecellisi bir isim:
Bunları böylece belirttikten sonra, Adl isminin tecellisi hangi isim çıkar karşımıza diye düşününce akla hemen Hz. Ömer gelir. Zira Hz. Ömer adaletin kapısı olarak bilinen bir sahabîdir. “Benim ashabım yıldızlar gibidir, hangisine tutunursanız kurtulursunuz” buyurur Peygamber Efendimiz. Bu yüzdendir ki sahabilerin hayatını iyi bilmeli ve hayatlarımıza tatbik etmeliyiz. Özellikle de adaletin çok fazla göz önünde bulundurulmadığı günümüzde, Hz. Ömer gibi düşünüp onun gibi yaşamaya çok ihtiyacımız var.
Mallarınızı zekat ile koruyun Zekat vermeyenlere ibrettir Sâlebe
12 Ağustos 2010 Yazan admin
Kategori Magazin, Ramazan Özel
AHMED ŞAHİN- ZAMAN
Medine halkından Sâlebe, cami kuşu denecek derecede sofu bir insandı. Tüm namazlarını camide kılar, tek başına kılmaya pek razı olmazdı. Ne var ki bir ara kafayı zengin olmaya taktı.
Mutlaka zengin olacaktı. Hayırlısı zengin olması mıydı değil miydi, hiç düşünmüyor, ille de köşeyi dönmeyi istiyordu. Bu yüzden tam üç defa Efendimiz (sas)’e müracaat ederek zengin olması için dua etmesini istemiş, hatta sonuncusunda da yemin ederek demişti ki: Seni hak peygamber olarak gönderen Allah’a yemin ederim ki; zengin olursam yoksullara fazlasıyla yardımda bulunacağım!.. Bu söz ve ısrar sebebiyle Efendimiz de istediği duayı yapmış,
- Sâlebe’ye istediği malı ver ya Rab! diye niyazda bulunmuştu. Bundan sonra koyun alan Sâlebe’nin sürüsü kısa zamanda öylesine çoğaldı ki; cami kuşu Sâlebe, artık vakit namazlarını bırak cumalara dahi camiye gelemiyor, çölde sürüsünün arkasında sürünüp gidiyordu. Efendimiz, zaman zaman Sâlebe’yi soruyor, ‘Çölde koyunlarının peşindedir. Onun için camide görünmüyor.’ dediklerinde,
- Yazık oldu Sâlebe’ye! diye hayıflanıyordu. İşte bu sıralarda Tevbe Sûresi’ndeki zekât âyeti nazil oldu.
Efendimiz, imkân sahibi zenginlere memurlar gönderdi. Zekâtlarını toplayıp hazineye getirecekler, oradan da ihtiyaç sahibi fakirlere dağıtılacaktı. Sâlebe’ye de uğrayan memurlar, onu çölde koyunlarının peşinde bularak yeni durumu anlattılar.
- Gelen ayetler, malı çok olanın kırkta birini zekât vermesi gerektiğini bildirdi. Senin de zekât vermen gerekiyor! deyince öfkelenen Sâlebe,
- “Bu sıcak çölde çalışıp kazanan benim, size ne oluyor ki, gelip benim malımın kırkta birini istiyorsunuz. Bu sizin istediğiniz haraçtan başka bir şey değildir.” diyerek, zekât memurlarını eli boş çevirdi. İşte Sâlebe’nin bu davranışından sonra gelen ayetlerde deniyordu ki:
- Münafıklardan bazıları da, mal mülk verip zengin ettiği takdirde fakir fukaraya yardım edeceklerine dair söz verirler, ne zaman ki Allah onlara istekleri malı verir zengin olurlar; o zaman Allah’a verdikleri sözü unuturlar, cimrilik edip yoksulun hakkını vermezler… (Tevbe Sûresi, âyet 76) Hülasat’ülbeyan’a bakılabilir.
Mealini arz ettiğim bu âyet-i kerime Sâlebe’nin münafıklar sınıfına kaydığını işaretliyordu. Bunu anlayan akrabası, gidip ona derhal malının sadaka ve zekâtını vermesini, yoksa gelen âyetle, münafıklardan biri olarak damgalanmış olacağı ikazında bulundu. Akrabasının bu zorlaması üzerine gelen Sâlebe, zekâtını vermek istediğini söylediyse de Resulullah (sas) üzüntülü bir eda ile,
- Senin zekâtını alamam artık Sâlebe. Allah (celle ve alâ) men etti!.. cevabıyla karşılaştı. Eskinin cami kuşu Sâlebe’si için bu, dehşetli bir sonuçtu. Resulullah (sas) âhireti teşrif ettikten sonra Hazreti Ebû Bekir’e müracaat eden Sâlebe, sırasıyla Hazreti Ömer ve Osman’a da müracaat ettiyse de hepsi de, “Resulullah’ın kabul etmediğini biz nasıl kabul edebiliriz?” şeklinde karşılık verdiler. Hazreti Osman zamanında son anlarını yaşadığı sıralarda Sâlebe’nin kulaklarında Resulullah’ın ilk ikâzları yankılanıyordu:
- “Sâlebe, şükrünü yaptığın az mal, şükrünü yapamayacağın çok maldan hayırlıdır!” Ama iş işten geçmişti artık. Sâlebe, zekâtını vermeyenlerin ibret alacağı kötü bir örnek vererek gidiyordu ahirete… Cami kuşu diye söylenen Sâlebe nerede, zekâtını vermekten imtina edecek kadar mal hırsına kapılmış olarak giden Sâlebe nerede. Demek ki insan, servetin de hayırlısını dilemeli, gereğini yerine getireceksem ver ya Rabbi demelidir.
Canlı Kuranı Kerim Ayetleri Dinle
11 Ağustos 2010 Yazan admin
Kategori Magazin, Ramazan Özel
|
Sure İsmi |
Media Player |
Sure İsmi |
Media Player |
| 1-Fatiha Suresi | Dinle | 50-Kaf Suresi | Dinle |
| 2-Bakara Suresi | 51-Zariyat Suresi | Dinle | |
| 3-Al-i İmran Suresi | 52-Tur Suresi | Dinle | |
| 4-Nisa Suresi | 53-Necm Suresi | Dinle | |
| 5-Maide Suresi | 54-Kamer Suresi | Dinle | |
| 6-En’am Suresi | 55-Rahman Suresi | Dinle | |
| 7-A’raf Suresi | 56-Vakıa Suresi | Dinle | |
| 8-Enfal Suresi | 57-Hadid Suresi | Dinle | |
| 9-Tevbe Suresi | 58-Mücadele Suresi | Dinle | |
| 10-Yunus Suresi | 59-Haşr Suresi | Dinle | |
| 11-Hud Suresi | 60-Mümtehine Suresi | Dinle | |
| 12-Yusuf Suresi | 61-Saff Suresi | Dinle | |
| 13-Ra’d Suresi | 62-Cum’a Suresi | Dinle | |
| 14-İbrahim Suresi | 63-Munafıkun Suresi | Dinle | |
| 15-Hicr Suresi | 64-Teğabun Suresi | Dinle | |
| 16-Nahl Suresi | 65-Talak Suresi | Dinle | |
| 17-İsra Suresi | 66-Tahrim Suresi | Dinle | |
| 18-Kehf Suresi | 67-Mülk Suresi | Dinle | |
| 19-Meryem Suresi | 68-Kalem Suresi | Dinle | |
| 20-Taha Suresi | 69-Hakka Suresi | Dinle | |
| 21-Enbiya Suresi | 70-Mearic Suresi | Dinle | |
| 22-Hacc Suresi | 71-Nuh Suresi | Dinle | |
| 23-Mi’minun Suresi | 72-Cin Suresi | Dinle | |
| 24-Nur Suresi | 73-Müzzemmil Suresi | Dinle | |
| 25-Furkan Suresi |
istanbul için sahur ve iftar saatleri
11 Ağustos 2010 Yazan admin
Kategori Magazin, Ramazan Özel
| Hicri Tarih | Miladi Tarih | İmsak | Güneş | Öğle | İkindi | Akşam | Yatsı | |||
| 1 | RAMAZAN | 11 | AĞUSTOS | ÇARŞAMBA | 4 21 | 6 02 | 13 16 | 17 05 | 20 18 | 21 51 |
| 2 | RAMAZAN | 12 | AĞUSTOS | PERŞEMBE | 4 23 | 6 03 | 13 16 | 17 05 | 20 17 | 21 49 |
| 3 | RAMAZAN | 13 | AĞUSTOS | CUMA | 4 24 | 6 04 | 13 16 | 17 04 | 20 16 | 21 47 |
| 4 | RAMAZAN | 14 | AĞUSTOS | CUMARTESİ | 4 26 | 6 05 | 13 16 | 17 04 | 20 14 | 21 45 |
| 5 | RAMAZAN | 15 | AĞUSTOS | PAZAR | 4 27 | 6 06 | 13 16 | 17 03 | 20 13 | 21 43 |
| 6 | RAMAZAN | 16 | AĞUSTOS | PAZARTESİ | 4 29 | 6 07 | 13 16 | 17 02 | 20 11 | 21 42 |
| 7 | RAMAZAN | 17 | AĞUSTOS | SALI | 4 30 | 6 08 | 13 15 | 17 02 | 20 10 | 21 40 |
| 8 | RAMAZAN | 18 | AĞUSTOS | ÇARŞAMBA | 4 32 | 6 09 | 13 15 | 17 01 | 20 09 | 21 38 |
| 9 | RAMAZAN | 19 | AĞUSTOS | PERŞEMBE | 4 33 | 6 10 | 13 15 | 17 00 | 20 07 | 21 36 |
| 10 | RAMAZAN | 20 | AĞUSTOS | CUMA | 4 35 | 6 11 | 13 15 | 17 00 | 20 06 | 21 34 |
| 11 | RAMAZAN | 21 | AĞUSTOS | CUMARTESİ | 4 36 | 6 12 | 13 14 | 16 59 | 20 04 | 21 32 |
| 12 | RAMAZAN | 22 | AĞUSTOS | PAZAR | 4 37 | 6 13 | 13 14 | 16 58 | 20 03 | 21 30 |
| 13 | RAMAZAN | 23 | AĞUSTOS | PAZARTESİ | 4 39 | 6 14 | 13 14 | 16 57 | 20 01 | 21 29 |
| 14 | RAMAZAN | 24 | AĞUSTOS | SALI | 4 40 | 6 15 | 13 14 | 16 57 | 20 00 | 21 27 |
| 15 | RAMAZAN | 25 | AĞUSTOS | ÇARŞAMBA | 4 42 | 6 16 | 13 13 | 16 56 | 19 58 | 21 25 |
| 16 | RAMAZAN | 26 | AĞUSTOS | PERŞEMBE | 4 43 | 6 17 | 13 13 | 16 55 | 19 57 | 21 23 |
| 17 | RAMAZAN | 27 | AĞUSTOS | CUMA | 4 44 | 6 18 | 13 13 | 16 54 | 19 55 | 21 21 |
| 18 | RAMAZAN | 28 | AĞUSTOS | CUMARTESİ | 4 46 | 6 19 | 13 13 | 16 53 | 19 54 | 21 19 |
| 19 | RAMAZAN | 29 | AĞUSTOS | PAZAR | 4 47 | 6 20 | 13 12 | 16 52 | 19 52 | 21 17 |
| 20 | RAMAZAN | 30 | AĞUSTOS | PAZARTESİ | 4 48 | 6 21 | 13 12 | 16 52 | 19 50 | 21 15 |
| 21 | RAMAZAN | 31 | AĞUSTOS | SALI | 4 50 | 6 22 | 13 12 | 16 51 | 19 49 | 21 13 |
| 22 | RAMAZAN | 1 | EYLÜL | ÇARŞAMBA | 4 51 | 6 23 | 13 11 | 16 50 | 19 47 | 21 11 |
| 23 | RAMAZAN | 2 | EYLÜL | PERŞEMBE | 4 52 | 6 24 | 13 11 | 16 49 | 19 46 | 21 10 |
| 24 | RAMAZAN | 3 | EYLÜL | CUMA | 4 54 | 6 25 | 13 11 | 16 48 | 19 44 | 21 08 |
| 25 | RAMAZAN | 4 | EYLÜL | CUMARTESİ | 4 55 | 6 26 | 13 10 | 16 47 | 19 42 | 21 06 |
| 26 | RAMAZAN | 5 | EYLÜL | PAZAR | 4 56 | 6 27 | 13 10 | 16 46 | 19 41 | 21 04 |
| 27 | RAMAZAN | 6 | EYLÜL | PAZARTESİ | 4 58 | 6 28 | 13 10 | 16 45 | 19 39 | 21 02 |
| 28 | RAMAZAN | 7 | EYLÜL | SALI | 4 59 | 6 29 | 13 09 | 16 44 | 19 37 | 21 00 |
| 29 | RAMAZAN | 8 | EYLÜL | ÇARŞAMBA | 5 00 | 6 30 | 13 09 | 16 43 | 19 36 | 20 58 |
BAYRAM NAMAZ VAKTİ = 7:19
Orucu Bozmayan Şeyler
11 Ağustos 2010 Yazan admin
Kategori Magazin, Ramazan Özel
Orucu Bozmayan Seyler
1. Oruçlu oldugunu unutarak; yemek ve içmek.
Peygamber Efendimiz söyle buyurmustur:
“Bir kimse oruçlu oldugunu unutarak yer, içerse orucunu tamamlasin, (sakin) bozmasin. Çünkü onu, Allah yedirmis, içirmistir.”
Unutarak yeyip içerken oruçlu oldugunu hatirlarsa hemen agzini bosaltip yikar ve oruca devam eder. Oruçlu oldugunu hatirladiktan sonra bogazindan asagiya bir sey geçerse orucu bozulur. Bir kimse unutarak yiyen bir oruçluyu gördügünde eger güçlü kuvvetli olup oruca dayaniblen bir kisi ise, oruçlu oldugunu kendisine hatirlatir, zayif ve güçsüz bir kisi ise hatirlatmaz.
2. Bir suya dalip kulagina su kaçmak.
3. Kendi istegi olmayarak bogazina toz ve duman girmek.
4. Kendi istegi olmayarak kusmak.
5. Kendiliginden içeriden gelen kusuntu yine kendiliginden içeriye gitmek.
6. Uyurken ihtilâm olmak (yani uyurken cünüplük hali meydana gelmek.)
7. Dokunma ve öpme olmadan sadece bakmak veya düsünmek sebebiyle bosalmak.
8. Karisini sadece öpmek.
9. Geceleyin cünüp oldugu halde sabaha kadar yikanmayip gündüz yikanmak.
10. Disleri arasinda sahur yemeginden kalan nohut miktarindan az olan kirintiyi yutmak.
11. Agzindaki tükrügü yutmak. Agzindan disari çikip tamamen ayrilan tükrügü tekrar yutmak orucu bozar.
12. Agzina gelen balgami yutmak.
13. Kafasindan burnuna gelen akintiyi içine çekip yutmak.
14. Agzina aldigi (meselâ disine koydugu) ilâcin tadi bogazina varmak.
15. Erkegin tenasül organina ilâç veya su akitmak.
16. Göze ilâç damlatmak.
17. Kan aldirmak.
18. Gözlerine sürme çekmek.
Bu saydigimiz seylerin hiçbirisi orucu bozmaz.
Serdar Ortaç’a Şantaj

Serdar Ortaç’a ‘Kürtçe’ şantajı
Ünlü popçu Serdar Ortaç’la ilgili geçtiğimiz günlerde ‘Serdar Kürtçe şarkı okumuş’ şeklinde haberler yapıldı
1999 yılında MGD gecesinde Ahmet Kaya sahnede “Bir gün Kürtçe bir şarkı okuyacağım ve Kürtçe bir klip çekeceğim” demişti. Bunun üzerine Ortaç’ın sahnede 10.Yıl Marşı’nı okuduğu ve Ahmet Kaya’ya çatal fırlatarak sanatçıya karşı nefret hareketini başlattığı iddia edilmişti. Bu olaydan 6 ay sonra Serdar Ortaç, askerden kurtulmak için sahte belge düzenleme suçlamasıyla, 54 gün Mamak Askeri Cezaevi’ne hapis yattı. Hapiste kaldığı günlerde Serdar Ortaç’ın müzik çalışmalarına ara vermediği ve hapishanede bir teyp kasetine müzik çalışmalarını kaydettiği öğrenildi. 6 tane Türkçe şarkının dışında ünlü sanatçı, iddialara göre, hapishanede tanıştığı Kürt asıllı vatandaşlardan Kürtçe öğrenip kasete bir de Kürtçe şarkı söyledi.
AYIP DEĞİL YASAK DEĞİL
2 dakika 57 saniyelik bu Kürtçe şarkının bir bölümü geçtiğimiz gün internete düştü. Tüm gazeteler bunu ‘Serdar Kürtçe okumuş’ olarak değerlendirirken, bu olayın altında yatan gerçekler farklıydı. Ünlü sanatçının menajeri Hakan Özgül, Kürtçe şarkıyla Serdar Ortaç’a şantaj yapıldığını iddia etti.
Özgül şöyle konuştu: “Hapishane arkadaşları orada böyle bir şey istemişler. Serdar da okumuş. Şarkıyı teybe kaydetmişler. Aradılar, bize para vermezseniz bunu basına dağıtırız dediler. Bizde vermedik tabii. Niye verelim ki? Ne yapmış Serdar, Kürtçe şarkı okumuş. Kötü mü okumak, yasak mı, kanunsuz mu? Bunda ne var? ‘Elimizde Serdar’ın Kürtçe şarkısı var para verin’ dediler. Biz para vermeyince de internete vermişler. Adam ayıp bir şey mi yapmış?”
Sanatçının menajeri şantajı önemsemediklerini ve dava açmayacaklarını da sözlerine ekledi.
Tarkan’ın Bodrum Konseri

Tarkan Bodrum’a sığmadı
Tarkan’ın Bodrum konserini 3 bin 200 kişi izledi. Konserde neler yaşandı?
Yaz başından beri istediği hareketi elde edemediğinden yakınan Bodrum esnafının yüzünü Tarkan güldürdü! Birkaç hafta önce çıkan albümü “Adımı Kalbine Yaz”ın ilk iki konserini İstanbul’da veren Tarkan, üçüncü konser için Bodrum Bianca Beach’de hayranlarının karşısına çıktı. Ünlü şarkıcının gelişiyle Bodrum’da asık olan yüzler güldü. Çünkü Tarkan hem kazandı hem kazandırdı.
TEKNECİLERİN YÜZÜ GÜLDÜ
Bu yaz Türkbükü’nden Bodrum merkeze taşınan Bianca Beach Tarkan konseri ile rekora da imza attı. Şarkıcının konserini 3 bin 200 kişi izledi. Seyircilerine hem görsel hem müzikal anlamda şölen sunan Tarkan, orkestrasıyla beraber yeni ve eski albümlerinden şarkılar seslendirerek müzik ziyafeti verdi. Tarkan’ı locada izlemek isteyenler adam başı bin TL’yi gözden çıkardı. Ayakta izlemek ise 90 TL’ydi. 3 bin 200 kişinin bulunduğu mekânın yanı sıra deniz trafiği de Tarkan konseri nedeniyle çok hareketliydi. Yüzlerce Tarkan hayranı içeride yer bulamayınca tekne, motor yat ve botlarla gelerek konseri izleme fırsatı yakaladı. Bu konserde bir ilk yaşandı ve tur tekneleri kişi başı 20 TL’ye konser turları düzenledi. Tur tekneleri Bianca Beach’in dibine kadar yanaşıp müşterilerine Tarkan’ı dinlettirdi.
CUMHURBAŞKANI İZLEDİ
Birçok ünlü ismin Tarkan’ı dinlemeye geldiği konserde Arnavutluk Cumhurbaşkanı Bamir Topi de vardı. Tarkan Bodrum’da Grand Yazıcı Otel’de kaldı. Otel odasında hamburger ve pide yiyen megastar, akşam sahneye çıkacağı yere tekneyle gitti. Tarkan, sabah 11.00′de kalkıp özel uçakla Rize’ye geçti. Megastarın konserlerinin devam edeceği belirtildi.
Hadise’nin MİNİ Hadisesi!

Süper minisi Hadise oldu
Hadise’nin Mersin’de verdiği konser için seçtiği kırmızı mini elbisesi hadise yarattı.
Sanatçı Hadise, Bank Asya 1. Lig takımlarından Mersin İdmanyurdu’nun sezon açılışı ve 85. kuruluş yıl dönümü kutlamaları kapsamında Tevfik Sırrı Gür Stadı’nda sahne aldı.
Giydiği kırmızı elbise ile dikkati çeken Hadise, sevilen parçalarının yanı sıra İngilizce eserler de seslendirdi. Zaman zaman dansçıların da eşlik ettiği Hadise’ye Mersin İdmanyurdu bayrağı, atkısı ve şapkası hediye edildi.
Yaklaşık yarım saat sahnede kalan Hadise, konser boyunca atkıyı boynundan çıkarmadı. Konseri izlemeye gelen vatandaşlar da zaman zaman Hadise’ye eşlik etti.











