İsrail’in Türk Konvoyuna Saldırısına Dair Başbakan Erdoğan’dan İlk Açıklama
01 Haziran 2010 Yazan IstanbuL
Kategori Güncel Haberler, Magazin

“Devlet terörü, sessiz kalmayacağız”
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, İsrail’in Gazze’ye yardım gemilerine yönelik saldırısını değerlendirirken, “Bu saldırı, gerekçesi ne olursa olsun uluslararası hukuka aykırı bir devlet terörüdür” dedi.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, İsrail’in Gazze’ye yardım götüren gemilere yönelik saldırısını, ”gerekçesi ne olursa olsun uluslararası hukuka tamamen aykırı bir devlet terörü” olarak niteleyerek, ”Bu saldırı mevcut İsrail Hükümeti’nin bölgede barış istemediğini bir kez daha açık ve net olarak ortaya koymuştur” dedi.
Başbakan Erdoğan, ”Bu insanlık dışı devlet terörü karşısında sessiz ve tepkisiz kalmayacağımızın bilinmesi gerekmektedir” diye konuştu.
Erdoğan, Şili’nin başkenti Santiago’dan Türkiye’ye hareketinden önce havalimanında açıklamalarda bulundu. Erdoğan’a, Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek, Devlet Bakanı Zafer Çağlayan, Devlet Bakanı Mehmet Aydın, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım ile Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay da eşlik etti.
Hatay’da İskenderun Deniz İkmal Komutanlığı’na yapılan saldırıda 6 askerin şehit olduğunu hatırlatan Başbakan Erdoğan, ”Bu menfur saldırı milletimizin birliğine, kardeşliğine, istikrarına yapılmış bir saldırıdır. Bir kez daha söylüyorum bu kirli eller, bu kirli zihniyetler asla ve asla hedeflerine ulaşamayacaklardır” dedi. Başbakan Erdoğan, saldırıda hayatını kaybeden askerlere Allah’tan rahmet, yakınlarına ve Türk milletine başsağlığı diledi.
Bu saldırının ardından Türkiye’den yola çıkan ve Gazze’ye yardım malzemesi götüren sivil gemilere ”uluslararası sularda, uluslararası hukuku ayaklar altına alarak İsrail tarafından saldırı düzenlendiğini” ifade eden Başbakan Erdoğan, şöyle konuştu:
”Orada da henüz sayısı netleşmemiş olmakla birlikte çok sayıda sivilin katledildiğini öğrenmiş bulunuyoruz. Başta gemilerde vatandaşları olan devlet ve hükümet başkanları olmak üzere buradan tüm dünyayı bilgilendirmek istiyorum. Gerek Türkiye’den gerek diğer ülkelerden hareket eden gemiler tamamen insani amaçlı yardım malzemeleriyle yüklü olup, gemiler uluslararası seyrüsefer kuralları çerçevesinde de sıkı bir şekilde kontrol edilmiştir. Aynı zamanda gemilerde yardım gönüllülerinden başka yolcu bulunmamaktadır. Saldırı sırasında gemilerde beyaz bayrak bulunmaktadır.”
“SİLAH İFADESİ YALAN”
Gazze’ye ulaşmak için yola çıkan gemilerin, Gazze’de uzun süredir insanlık dışı şartlarda yaşayan, en temel ihtiyaçlarından mahrum kalarak hayata tutunmaya çalışan çocuklara, kadınlara, sivillere, masum insanlara yardım ulaştırmak amacını taşıdığını kaydeden Erdoğan, gemilerin ilaç, sargı bezi, ağrı kesici, ekmek, pirinç, makarna, oyuncak, inşaat malzemesi ve benzeri malzemelerden başka hiçbir şey taşımadığını vurguladı.
Erdoğan, şöyle devam etti:
”İsrail yetkililerinin ‘silah’ ifadesini kullanmalarını paylaşmak mümkün değildir. Bunlar doğru olmayan ifadelerdir, açık ve net söylüyorum, bunlar yalandır. Gemilerde sadece Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları değil, 32 farklı ülkeden Gazze’ye giden yardım gönüllüsü bulunmaktadır. Bu organizasyonda ayrıca bir çok ülkeden de parlamenter bulunmaktaydı.
Hatay’da meydana gelen menfur saldırı ve İsrail’in yardım gemilerine yönelik hukuksuz saldırısı nedeniyle Şili’deki temaslarımızı başlamadan bitirmek zorunda kaldık. Hükümetimiz ve ilgili kurumlarımız gelişmeleri her aşamada dikkatle takip etmektedir. Gemilere yönelik saldırı sonrasında İsrail Büyükelçimizi derhal geri çağırdık. BM Güvenlik Konseyi geçici üyesi olarak BM Güvenlik Konseyi’ne olağanüstü toplantı çağrısı yaptık. Ayrıca uluslararası sularda meydana gelen bu olay nedeniyle NATO’yu da toplantıya çağıracağız, şu anda NATO Konseyi bilgilendiriliyor.
Şunu çok net olarak ifade ediyorum, İsrail tarafından yapılan bu saldırı gerekçesi ne olursa olsun uluslararası hukuka tamamen aykırı bir devlet terörüdür. Bu saldırı mevcut İsrail Hükümeti’nin bölgede barış istemediğini bir kez daha açık ve net olarak ortaya koymuştur. Bu tavırlar bölge barışını tehdit ettiği kadar İsrail’in kendi vatandaşlarına, kendi halkına da huzur ve istikrar getirmeyecek tavırlardır. Bu insanlık dışı devlet terörü karşısında sessiz ve tepkisiz kalmayacağımızın bilinmesi gerekmektedir.”
Erdoğan, İsrail’in Gazze’ye yardım götüren gemilere saldırısına ilişkin olarak, ”Milletimizin hassasiyetleri doğrultusunda devlet olarak bu olayın tüm boyutlarıyla takipçisi olduğumuzu ve olacağımızı halkımın bilmesini istiyorum” dedi.
Bu insanlık dışı, hukuk dışı operasyonunun arkasında olduğunu söyleyenlere de seslendiğini belirten Erdoğan, ”Siz ne kadar hukuk dışılığın, terörün, kanlı operasyonların arkasındaysanız biz de ondan daha fazla hukukun, barışın, adaletin ve tabii ki başta vatandaşlarımız olmak üzere bu operasyonun mağduru olan 32 ülkeden barış ve yardım gönüllülerinin tabii ki Filistin halkının, Filistin’in, tabii ki Gazze’nin arkasındayız” diye konuştu.
Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
”İsrail hükümeti tarafından bir süredir bölgeyi kan gölüne çevirme, ateş çemberine dönüştürmeye yönelik girişimler uluslararası toplum tarafından da infialle izlenmektedir. Uluslararası medyadaki İsrail yanlısı bazı odakların bu insanlık dışı olayı dahi çarpıtmaya yeltenmeleri de vicdan sahibi İsrail vatandaşları dahil barış seven dünya halklarını kandırmaya yetmeyecektir.
Gemilerin ve bütün gönüllülerin derhal serbest bırakılmasını, hayatını kaybeden ve yaralanan sivil insanlara ilişkin ayrıntılı ve sağlıklı haber akışının bir an önce sağlanmasını istiyoruz. Hayatını kaybedenlerin naaşlarının derhal teslim edilmesini, yaralılar için derhal tedbir alınmasını istiyoruz.”
İkili temaslarını yarıda keserek Türkiye’ye döndüğünü aktaran Başbakan Erdoğan, döner dönmez partisinin grup toplantısında gerek parlamentoyu gerek ülkeyi ve uluslararası camiayı daha teferruatlı bir şekilde aydınlatacağını söyledi. Erdoğan, yol haritasına yönelik de bazı bilgilendirmeleri yapma fırsatını bulacağını söyledi.
”HALKIMDAN DA HASSAS DAVRANMALARINI İSTİYORUM”
Bu haftanın değerlendirmelerin yoğun bir şekilde yapılacağı ve ona göre de yol haritasının belirleneceği bir hafta olacağını ifade eden Başbakan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
”Şunu çok açık ve net söylüyorum, duygusal değilim, duygusal değiliz. Ama bütün bu olanlar karşısında duygudan yoksun bir insanlık tanımlamak da mümkün değildir. Bütün mesele duyguların yönetilmesidir, bu duyguları da başarıyla yöneteceğimize inanıyorum.
Bütün vatandaşlarımın özellikle ülkemizde yaşayan Musevi vatandaşlarımız noktasından şunu söylemek istiyorum; onlar bizim vatandaşımızdır. Biz İsrail’in yaklaşım tarzını hiç bir zaman kalkıp kendi vatandaşlarımıza karşı hangi dinden olursa olsun, hangi ırktan olursa olsun bugüne kadar yapmadık bundan sonra da yapmayacağız. Onlar bizim güvencemiz altındadır. Halkımdan da bu noktada özellikle çok daha hassas davranmalarını istiyorum. Milletimizin hassasiyetleri doğrultusunda devlet olarak bu olayın tüm boyutlarıyla takipçisi olduğumuzu ve olacağımızı halkımın bilmesini istiyorum. Demokratik tepkilerini milletimize yakışan bir asalet ve vakar içinde sergilemeye özen göstereceklerine inanıyorum. Ve bu da onların en doğal hakkıdır. Bunu da saygıyla karşılıyorum.”
Erdoğan, açıklamalarının ardından gazetecilerin sorularını yanıtladı.
”Parlamentoda bu konuda özel bir oturum gerçekleştirilecek mi? Bir de uluslararası hukuktan doğan hakkı Türkiye’nin saklı. Bu olayda 10′dan fazla kişinin öldüğü belirtiliyor. Türkiye uluslararası hukuktan doğan hakkını kullanacak mı? Türkiye’nin başka yaptırım gücü olabilir mi? Oradaki yaralıların alınması konusunda bir şey söz konusu mu?” sorusu üzerine Erdoğan, konuyla ilgili her şeyin şeffaf olmadığını, A’dan Z’ye bilinmediğini belirtti. İlk bilinenlerle değerlendirme yaptıklarını belirten Erdoğan, üç geminin, içindeki insani yardım malzemesi ve personeliyle esir alındığını kaydetti.
Erdoğan, şöyle devam etti:
”Bir defa bunların süratle bırakılması… Bunu Bülent Arınç Bey de ifade ettiler. Şu anda ilgili arkadaşlarımız da yine bu konuda açıklamalarını yaptılar, yapıyorlar. Aynı şekilde Cumhurbaşkanımızın bu konuda açıklamaları oldu. Süreci işletiyoruz, takip ediyoruz. Tabii burada yaralılar var, burada şu anda ölenler var bunların süratle bir defa teslimi gerekiyor. Sürece yönelik olarak şu anda İsrail’in takınacağı tavır bundan sonraki süreci de belirleyecektir. Bunu da çok açık net söylemek durumundayım. Parlamento bilgilendirmesi, tabii ki şu anda böyle bir günde bunu yapmayacağız başka ne günde yapacağız? Bunu parlamento ile oturup değerlendirmesini şüphesiz ki yapacağız.”
Partisinin yarın grup toplantısının olduğunu ifade eden Başbakan, bazı şeyleri bu toplantıda daha açık ve daha net söyleme imkânının olacağını bildirdi. Toplantının hem ulusa hem uluslararası camiaya da seslendiği bir grup toplantısı olacağını vurgulayan Erdoğan, ”Bu bir milli meseledir ve bir milli mesele olarak da bunu ele almamızın gereğine inanıyorum. Bunun için de neler yapabiliriz bunu da tabii değerlendireceğiz” diye konuştu.
Bir gazetecinin ”Kapalı olarak mı değerlendireceksiniz?” sorusuna Erdoğan, ”Onu şu anda daha değerlendirmiş değiliz” yanıtını verdi.
”NETANYAHU’NUN ABD ZİYARETİ İLE İLGİLENMİYORUM”
Başka bir gazetecinin İskenderun’daki saldırı ile yardım taşıyan gemilerin saldırıya uğramasının zamanlamasına ilişkin yapılan açıklamalar ve İsrail Başbakanı Netanyahu’nun ABD ziyaretine ilişkin soruları üzerine Erdoğan, ”Ben Netanyahu’nun ABD ziyareti ile ilgilenmiyorum” dedi. Erdoğan, ”Hüseyin (Çelik) beyin yaptığı açıklamanın benzeri açıklama anamuhalefet partisi düzeyinde de yapıldı. Hangi saldırı niçin yapıldı bunu bilemem. Onu yine ülkemize döndükten sonra arkadaşlarımızla değerlendireceğiz” diye devam etti.
”HER ZAMANKİ İSRAİL PİŞKİNLİĞİ…”
Başka bir soru üzerine de Erdoğan, şunları söyledi:
”Mahmud Abbas ile yaptığım görüşmede tabii ki kendileri birçok ülkeyi arıyorlar. Şu anda Ramallah’da büyük bir yas ilan etmiş durumdalar. Bayan Merkel ile yaptığım görüşmede de süreci kendileri ile değerlendirdik. Kendileri ‘Netanyahu ile bir görüşme yaptıklarını’ söylediler. Tabii her zamanki İsrail pişkinliği ile Merkel’e bazı şeyler söylemiş. Bizim de tabii Bayan Merkel’e duymadıklarını söyleme fırsatımız oldu. Birçok şeyi de saptırarak onlara aktardıkları için -ben kendilerinden- özellikle başta Almanya ve AB olarak, dünya barışına katkı noktasında her zaman İsrail’in yaptığı yanına kâr kalıyor. BM Güvenlik Konseyi’nin bugüne kadar almış olduğu yüzlerce karar var. Bu kararların hiçbirini uygulamamış olan İsrail’e karşı AB’nin tavrı da test edilecektir. Bu ifadeyi de kullandım. Bayan Merkel’e de bunu söyledim. Onlar da ayrıca bu süreç içinde ‘İrtibat halinde olalım’ dediler, ‘İrtibat halinde olalım’ dedik. ‘AB’nin tavrını çok önemsiyoruz, bekliyorum’ dedim. Mesela bir Fransa’da bakıyorsun Kouchner’in açıklamasına bakıyorsunuz çok farklı, başkanının açıklamasına bakıyorsun çok farklı. Bu dönem içinde bu tür şeyleri hep göreceğiz.”
Bir gazetecinin ”ABD ile bir irtibat var mı?” sorusu üzerine Erdoğan, ”Bizim buradaki şartlarımız zor ama Cumhurbaşkanımız da irtibat kurarak orayla irtibat halinde olacak. Zaten Ahmet Bey bugün New York’a uçuyor. BM Güvenlik Konseyi toplantısında bizzat kendisinin konuşmasını istedim. O kendisi bizzat orada konuşacak. Dışişleri Bakanı ile orada belki görüşmesi olacaktır. Görüşmeleri ile ilgili kendileriyle irtibat halinde olacağız.”
Sürecin Türkiye’den başta Başbakan Vekili Bülent Arınç ve diğer ilgililer tarafından yönetildiğini belirten Erdoğan, bazı ülkelerin büyükelçilerini çekmeye başladığını, kendilerinin de farklı yaptırımlar için değerlendirmeler yaparak adımları atabileceklerini kaydetti.
Orgeneral İlker Başbuğ Sert Acıklama
26 Ocak 2010 Yazan admin
Kategori Güncel Haberler
Balyoz Darbe Planı” haberlerine sert tepki gösteren Başbuğ, “Darbe iddialarından hicap duyuyorum. Türk Ordusu’nun da bir sabrı var” uyarısıda bulundu.
Başbuğ, Atatürk’e İzmir suikastı nedeniyle yargılanıp beraat eden Kurtuluş Savaşı komutanlarından Korgeneral Kazım Karabekir’i anmak üzere dün Genelkurmay Karargâhı’nda düzenlenen tören sonrası gazetecilerle bir araya geldi. Bu planların 7 yıl öncesine ait olduğunu ve inceleme yapıldığını savunan Başbuğ, şöyle konuştu:
‘Allah Allah’ diye cami mi bombalanır
İddialar vahim. Bizim eğitimlerimizin yazıldığı belgelere talimname denir. Talimnamede hücumun nasıl yapılacağı yazılıdır. Saldırının son safhasında askere “Allah Allah” diyerek hücum öğretilir. Askeri “Allah Allah” diye hücum ettiren bir ordu Allah’ın evine nasıl bomba atabilir? (Kürsüye arka arkaya yumrukla vurarak) Bu vicdansızlıktır, lanetliyorum.
Türk Ordusu’nun bir sabrı vardır
(Uzun süre suskunluğun ardından) Yine bu ordu içindeki kişiler kendi uçağını bilmem ne yapacakmış. Türk Ordusu’nun da bir sabrı var. Asker şimdi bölgede (Eliyle uzakları işaret ederek) elinde silah yine bekliyor bu ülkeyi, milleti. Siz orduyu nasıl böyle itham edersiniz? Hiç mi vicdanınız yok? Yapanlara söylüyorum.
İncelemek kabul etmek değildir
İddiaların medyada yer alması üzerine elbette biz de bu plan semineri ile ilgili elimizdeki bilgileri toplamaya ve değerlendirmeye başladık. Ancak 7 yıl önce olması, bir de bizim kendimize göre yönetmeliklerimiz var. 5 yıl sonra normal olarak daha önceki faaliyetlere ilişkin elimizdeki doküman belgeleri imha ediyoruz. Biraz sabırlı olmak lazım. Bizim söylediğimizi değiştirmek gibi lüksümüz yok. Kara Kuvvetleri Komutanlığı konuya ilişkin detaylı incelemesini başlattı. Bu hafta içinde sonuçlanmasını istiyoruz. Sizinle de paylaşacağız. Belgeleri inceliyoruz, ama bu inceleme iddiaların kabulü anlamına gelmez.
1 subay hükümlü 10 kişi tutuklu
Yapısal eksikliklerimiz var, tamamlamak lazım. Bugüne kadar TSK içinde bilgi sızdırma kapsamında açılan soruşturma sayısı 61’dir. Bunlardan 9 tanesi yargı safhasına dönüştü, 3 yıl hapis cezası alan 1 subay da TSK’dan uzaklaştırıldı. Şu anda 10 kişi de bu suçlamalardan tutuklu bulunuyor. Hata yapanı bulup yargılamak, sonuçlandırmak gerek.
Zamanı gelince kullanıyorlar
Bu sızdırmaların çoğunluğu da geçmiş zamanda gerçekleşmiş. Var birilerinin elinde, zamanı geldiği zaman kullanılıyor. Ama bu bilgi sızdırılması olmadığını göstermez. Zamanlaması da ayrı bir konu. Maalesef bu sızan bilgiler de değiştirilerek, eklemeler, vesaireler yapılarak işte zamanı geldiğinde kullanılıyor.
Cumhurbaşkanı ve Başbakan’a ilettim
Bizim kadar devletin de sorumlulukları var. Görüş, düşünce ve tekliflerimi Cumhurbaşkanı ve Başbakan’a arz ettim. Elbette bu görüş, düşünce ve tekliflerimizin sonuçlandırılmasını da takip edeceğiz. Bazı konularda, bizim dışımızda da gerekli tedbirlerin alınması zorunluluğu var.
Kürsüyü yumrukladı
ORGENERAL Başbuğ, Genel-kurmay’da Kazım Karabekir için düzenlenen törenden sonra gazetecilerin ısrarları üzerine NATO toplantısına gitmeyi erteleyerek salona döndü.Darbe iddialarıyla ilgili açıklaması sırasında sık sık kürsüyü yumruklayan Başbuğ, “Öyle bir durumdayız ki, hiçbir şey söylemesek o da yanlış yorumlara gidecek. Bu konulara ilişkin düşüncelerimi sizlerle paylaşmanın yararlı olduğunu düşündüm” dedi. Başbuğ, törende de Kazım Karabekir’in kızları Hayat Karabekir Feyzioğlu ve Timsal Karabekir Yıldıran’a plaket verdi.
Darbe sözlerinden hicap duyuyorum
HİCAP duyuyorum, severek söylemiyorum. Türkiye’de darbe, darbe iddiaları ana gündem maddesidir. Darbe, darbe iddiaları, hicap duyuyorum. Bu kapsamdaki iddialardan TSK olarak rahatsızız. TSK’nın duruşu nettir, tekrar etme ihtiyacı duyuyorum. Türkiye 1960’lardan bu yana gelişti pek çok olay yaşandı. Biz TSK olarak bu olaylar geride kaldı, yaşanan olaylardan kendi payımıza alınması gereken dersi çıkardığımızı düşünüyorum. Bugün 2010 yılındayız, 2000’li yıllardayız. Artık Silahlı Kuvvetler olarak biz, ülkemizin ve toplumumuzun huzura ve barışa ihtiyacı olduğunu düşünüyoruz. Bugün herkesin, 72 milyonun bizce artık yürekten inanması gereken husus şu olmalı, biz bu düşüncedeyiz.
Darbeden kim menfaat sağlıyor
Biz diyoruz ki, demokrasilerde en ideal husus iktidarların seçimlerle, demokratik yöntemlerle yer değiştirmesidir. Darbe iddialarının gündemde kalmasından kim menfaat sağlıyor?
Başka ordulara benzetmeyin
Kimse TSK’yı, dünyanın başka ordularıyla mukayese etmek gibi hataya düşmesin. Biz ne Güney Amerika’nın bilmem ne ülkesinin ordusuyuz, ne Kafkaslar’daki bilmem ne ülkesinin ordusuyuz. Böyle bir hataya kimsenin düşmemesini özellikle rica ediyorum.





