Serdar Ortaç’tan Ahmet Kaya’nın Eşine Sert Tepki!

29 Mayıs 2010 Yazan IstanbuL  
Kategori Magazin


ORTAÇ’IN VERDİĞİ KONSERDE YAŞANAN OLAYLAR, TERÖR SORUŞTURMASINA DÖNÜŞTÜ.
Serdar Ortaç’ın 15 Mayıs’ta Hacettepe Üniversitesi’nde verdiği konserde yaşanan olaylar, terör soruşturmasına dönüştü. Aldığı tepkiler üzerine bir açıklama yapan Serdar Ortaç şunları söyledi:

“Özür dilemesi gereken en son kişiyken, Gülten Kaya’dan, kızından bin kere özür diledim. Onlar çıkıp olan oldu bırakın dese bu iş bitecek. Mektup yazarak sorumlusu ben değilim, rahmetliyi ben severdim, şarkılarını dinlerdim. O zamanlar gençtik, bizi affedin dedim. Bütün o gece yapılanlar adına ben kendim özür dilerim dedim. Ama anlamıyorlar. Gerçekten iyi niyeti suistimal ediyorlar. Korkumdan da yapmadım, öyle olsa 11 sene olmuş televizyona çıkar beni affedin derdim. Ama Gülten Hanım televizyona konuşmuş ‘herkes pişmanlıklarıyla yaşayacak’ diye. Ben de bu kadar olaydan sonra diyorum ki fazla abarttınız, yeter. Ayrıca bunları Ahmet Kaya sevenlerin yaptığını da bilemeyiz. Kaç tane örgüt var Türkiye’de. Bana ceza vermek istiyorlarsa bana gelsinler. Zaten kaç kere saldırıya uğradım, umurumda değil. Niye konserdeki 14-15 yaşındaki kız çocuğunun kafasını yarıyorsun. Beni dinlemeye gelen 70 bin kişiden kafası kanayan 25 kişi var. Benim suçum yok, Allah var yukarıda. Ne yapayım, şarkı söylemekten mi vazgeçeyim. Ülkeden de gitmem, aşığım ülkemi seviyorum.”

Nilüferden Kayahana Sert Sözler

04 Şubat 2010 Yazan admin  
Kategori Röportaj


Nilüfer: “Kayahan”a yıllarca hiçbir yükümlülüğüm olmadığı halde maddi yardımlarda bulundum. Ne zaman buna son verdim; böyle oldu. Bu saatten sonra şarkılarının da dostluğunun da benim için hiçbir önemi kalmamıştır…

Bu röportaj fikri konserde çıktı! “Şarkılarımı söylemesin” diyen Kayahan’a acı acı gülüp “sevgili eski dostum” diyerek hitap ettiğinde; ‘temyiz sonuçları belli olana kadar ben bu şarkıları söylerim arkadaş’ diye ayağını yere vurup bir Kayahan bestesi patlattığında; espriler yapıp kahkahalar atarak izleyicisine hiç görmedikleri yüzünü gösterdiğinde; hatta muhabbeti ilerletip seyircilerle şakalaşmaya başladığında; hele performansıyla, tarzıyla, duruşuyla, enerjisiyle 50 küsur yaşın yanından bile geçmediğini kafamıza kafamıza kaktığında geçti kafamdan: Yeniden konuşmalı onunla… İş Sanat’ta iki gece üst üste verdiği konserde tek kelimeyle acayipti Nilüfer. Yeni aşk mı, umursamazlık mı, ‘yeter artık’ deyip patlama mıydı? Konserden bir hafta sonra buluştuk; içini döktü. 23 yıllık dostu Kayahan’ın ‘şarkılarımı söyleme’ resti ve dava süreci her röportaja konu olan Nilüfer, ilk kez işin perde arkasını anlattı; ilk kez ‘eski dostuna’ neler hissettiğini gizlemeden ifade etti. Konserlerin yenisi gelecek bu arada; ben kaçırmayın derim…

* Sahneden cevap vermeyi, polemiğe girmeyi sevmezsiniz pek. Son konserde ne oldu; ‘Eh yetti artık” deyip patladınız mı?

Sahnede dedim zaten; “patladım susa susa, içime fenalık geldi” diye. Susmak, az konuşmak her zaman iyidir aslında ama…

* Bazen anlatmak, konuşmak da iyidir…

Yıllarca pek çok şeyin dışında kalmaya çalıştım. Hem müzik dünyasının en göbeğinde oldum hem en dışında! İşimi iyi yapmaya çalıştım ama polemiklerin içine girmedim. İnsan ilişkileri, benim işimi yapan insanlarla da olsa yorucu geliyor bana. Kendine göre bir başarı elde eden herkes bir süre sonra egosu şişik insanlara dönüşüyor haklı olarak ve herkes kendi başarısının en önemli olduğunu düşünüyor. Bunlar çok yıpratıcı ve yorucu. Onun için ben kendi dünyamda istediğim, işime gelen şeyi yaptım, istemediğim şeyi yapmadım.

* Kendi dünyanın içinde kalabilmek zor değil mi sizin işinizde?

Ben kaldım işte! Öyle yaşamayı seviyorum.

* O gün sahnede farklı bir Nilüfer vardı; ne oldu?

Küçük bir salonda, ağır şarkılardan oluşan samimi bir konserdi. Beklentimin üstünde reaksiyon olunca deşarj oldum; artık konuşma zamanım geldi belki, ne bileyim, olamaz mı?

* Olabilir, neden olmasın…

Yaş geçiyor artık, konuşayım.

* Kayahan’la ilgili mevzuda hep mesafeliydiniz; sorulduğunda olgun cevaplar verdiniz ama 20 yıllık dostluğu bitiren kavganın nedeni ne, hala kimse bilmiyor…

Öyle bir dostluk yokmuş demek ki! Şimdi şöyle bir durum var; Türk halkı son derece sağduyulu bir şekilde, bana bu yapılanın haksızlık olduğu görüşünde birleşiyor. Bu benim en büyük güvencem. Bu konuyla ilgili kendimi sorgulamam için başından beri hiçbir neden olmadı. Hiçbir zaman akşam yatağa yattığımda vicdanımı sızlatacak, ‘ona haksızlık ettim’ diyebileceğim en küçük şey olmadı. Yapmam gereken her şeyi fazlasıyla yaptım; Türkiye’de albüm satışlarının yerlerde sürünmediği, iyi tirajlar yapıldığı dönemlerde bu değerli arkadaşıma en yüksek ücretleri ödettim plak şirketlerime. En büyük koşullarım; ‘Kayahan şarkısı olacak, Kayahan’ın ücreti de budur’ şeklindeydi. Ben 12-13 senelik şarkıcıyken, o ise henüz Türkiye’de çok az kişi tarafından tanınırken ona kalbimi, dostluğumu açmamı, ona elimi uzatmamı saymıyorum bile…

* Profesyonel olarak işin hakkını verdim diyorsunuz…

Kesinlikle! Yalnız insanlar zannediyor ki; ben ödemekle yükümlü olduğum telifleri, paraları ödemekten kaçınmışım da onun üzerine böyle bir rest çekilmiş! Hayır efendim. Şarkıcının, yorumcunun telif ödemek gibi bir yükümlülüğü yok. Yasa diyor ki; meslek birlikleri, eser sahiplerinin hak ettikleri telifleri, yorumcuların bunu söylediği yer neresiyse gider bu paraları eser sahipleri adına toplar ve eser sahibine verir. Zaten meslek birlikleri kurulmadan önce ben bu sevgili arkadaşıma öyle bir yükümlülüğüm olmadığı halde gereken her şeyi yaptım! Neden yaptım; çünkü onu tanıdığım yıllarda maddi sıkıntılar yaşadığını gördüğüm için…

* Kayahan ‘Şarkılarımı söyleme’ restini yaklaşık 3 sene önce çekti. Gerekçesini de 2003 yılında SABAH’ta çıkan bir haberde; ‘sizin özel hayatınıza dikkat etmediğiniz, yaşadığınız başarısızlıklardan dolayı bu şarkılara zarar verdiğiniz’ şeklinde açıklamıştı. Bu ne demek?

O röportajdır zaten aramızdaki ipleri kopartan… Söyledikleri yenilir yutulur gibi değildi.

* ‘Neden’ diye sormadınız mı?

Ne soracağım ya! Ayıp denen bir şey var; senedir Türkiye’de belli bir istikrarda işini götüren bir kadına ‘özel hayatına dikkat etmiyor’ demek onun haddine mi düşmüş? Yani ‘O şarkıları söylemeni istemiyorum’ demenin altına bir şey koyması lazım, kendini aklamak için de bunları söylüyor.

* Şarkılarını sizden kıskanmış olabilir mi?

Her zaman öyle bir duygusu olmuş olabilir. Büyük başarılar elde ettikten sonra bunu paylaşmak zordur. Her zaman söylüyorum; gerçekten çok güzel şarkılar yapmıştır, ben çok güzel şarkılar okudum ama benim repertuvarımın tamamı Kayahan şarkılarından oluşmuyor. Adnan Ergil var, Şehrazat var, son dönemde kendi şarkılarım var (kahkahalar) Yaz burada kahkaha attı diye… N’apiyim; bir saatten sonra gırgır geçiyorsunuz artık…

* ‘Pişmanım, yanlış yaptım’ derse bir gün!

Olur mu? Ben gazeteye ilan verecekmişim, ondan özür dileyecekmişim. Böyle biriyle ne konuşabilirsiniz ki?

* ‘Neden’ diye sorun mesela!

Söylüyorum neden olduğunu; yıllarca birtakım katkılarda bulundum, ne zaman ki artık bunu sürdüremeyeceğimi söyledim, böyle oldu.

* Katkı dediğiniz şey nedir tam olarak?

O biliyor ama yıllarca yaptığım destekler diyelim, dostane yapılan şeyler ama 17 yıl falan sürdü. Neyse, sonuç lehime de, aleyhime de sonuçlansa artık benim için önemini kaybetti.

* Arkadaşlığa, dostluğa olan inancınızı yitiriyor musunuz böyle bir anda?

Hayır. İnsan yani! İnsanoğlu yapabiliyormuş demek ki…

* Ortak dostlarınız aranız bulmaya çalışmadı mı hiç?

Bu sektörde birtakım insanların bundan memnuniyet duyduğunu, birtakım insanların da müzik adına üzüntü duyduğunu biliyorum ama 20 sene aynı yastığa baş koymuş insanlar evliliklerini bitiriyor, bir anda birbirlerine yabancılaşıyor. Bizim durumumuz da öyle. Zorlamanın anlamı yok; işin bütün tılsımı gitti. Onun bana güveninin niye sarsıldığını bilemeyeceğim ama benim ona güvenim sıfıra indi. Bu saatten sonra şarkının feriştahını verse ne olur ki?

Orgeneral İlker Başbuğ Sert Acıklama

26 Ocak 2010 Yazan admin  
Kategori Güncel Haberler

Balyoz Darbe Planı” haberlerine sert tepki gösteren Başbuğ, “Darbe iddialarından hicap duyuyorum. Türk Ordusu’nun da bir sabrı var” uyarısıda bulundu.
Başbuğ, Atatürk’e İzmir suikastı nedeniyle yargılanıp beraat eden Kurtuluş Savaşı komutanlarından Korgeneral Kazım Karabekir’i anmak üzere dün Genelkurmay Karargâhı’nda düzenlenen tören sonrası gazetecilerle bir araya geldi. Bu planların 7 yıl öncesine ait olduğunu ve inceleme yapıldığını savunan Başbuğ, şöyle konuştu:

‘Allah Allah’ diye cami mi bombalanır

İddialar vahim. Bizim eğitimlerimizin yazıldığı belgelere talimname denir. Talimnamede hücumun nasıl yapılacağı yazılıdır. Saldırının son safhasında askere “Allah Allah” diyerek hücum öğretilir. Askeri “Allah Allah” diye hücum ettiren bir ordu Allah’ın evine nasıl bomba atabilir? (Kürsüye arka arkaya yumrukla vurarak) Bu vicdansızlıktır, lanetliyorum.

Türk Ordusu’nun bir sabrı vardır

(Uzun süre suskunluğun ardından) Yine bu ordu içindeki kişiler kendi uçağını bilmem ne yapacakmış. Türk Ordusu’nun da bir sabrı var. Asker şimdi bölgede (Eliyle uzakları işaret ederek) elinde silah yine bekliyor bu ülkeyi, milleti. Siz orduyu nasıl böyle itham edersiniz? Hiç mi vicdanınız yok? Yapanlara söylüyorum.

İncelemek kabul etmek değildir

İddiaların medyada yer alması üzerine elbette biz de bu plan semineri ile ilgili elimizdeki bilgileri toplamaya ve değerlendirmeye başladık. Ancak 7 yıl önce olması, bir de bizim kendimize göre yönetmeliklerimiz var. 5 yıl sonra normal olarak daha önceki faaliyetlere ilişkin elimizdeki doküman belgeleri imha ediyoruz. Biraz sabırlı olmak lazım. Bizim söylediğimizi değiştirmek gibi lüksümüz yok. Kara Kuvvetleri Komutanlığı konuya ilişkin detaylı incelemesini başlattı. Bu hafta içinde sonuçlanmasını istiyoruz. Sizinle de paylaşacağız. Belgeleri inceliyoruz, ama bu inceleme iddiaların kabulü anlamına gelmez.

1 subay hükümlü 10 kişi tutuklu

Yapısal eksikliklerimiz var, tamamlamak lazım. Bugüne kadar TSK içinde bilgi sızdırma kapsamında açılan soruşturma sayısı 61’dir. Bunlardan 9 tanesi yargı safhasına dönüştü, 3 yıl hapis cezası alan 1 subay da TSK’dan uzaklaştırıldı. Şu anda 10 kişi de bu suçlamalardan tutuklu bulunuyor. Hata yapanı bulup yargılamak, sonuçlandırmak gerek.

Zamanı gelince kullanıyorlar

Bu sızdırmaların çoğunluğu da geçmiş zamanda gerçekleşmiş. Var birilerinin elinde, zamanı geldiği zaman kullanılıyor. Ama bu bilgi sızdırılması olmadığını göstermez. Zamanlaması da ayrı bir konu. Maalesef bu sızan bilgiler de değiştirilerek, eklemeler, vesaireler yapılarak işte zamanı geldiğinde kullanılıyor.

Cumhurbaşkanı ve Başbakan’a ilettim

Bizim kadar devletin de sorumlulukları var. Görüş, düşünce ve tekliflerimi Cumhurbaşkanı ve Başbakan’a arz ettim. Elbette bu görüş, düşünce ve tekliflerimizin sonuçlandırılmasını da takip edeceğiz. Bazı konularda, bizim dışımızda da gerekli tedbirlerin alınması zorunluluğu var.

Kürsüyü yumrukladı

ORGENERAL Başbuğ, Genel-kurmay’da Kazım Karabekir için düzenlenen törenden sonra gazetecilerin ısrarları üzerine NATO toplantısına gitmeyi erteleyerek salona döndü.Darbe iddialarıyla ilgili açıklaması sırasında sık sık kürsüyü yumruklayan Başbuğ, “Öyle bir durumdayız ki, hiçbir şey söylemesek o da yanlış yorumlara gidecek. Bu konulara ilişkin düşüncelerimi sizlerle paylaşmanın yararlı olduğunu düşündüm” dedi. Başbuğ, törende de Kazım Karabekir’in kızları Hayat Karabekir Feyzioğlu ve Timsal Karabekir Yıldıran’a plaket verdi.

Darbe sözlerinden hicap duyuyorum

HİCAP duyuyorum, severek söylemiyorum. Türkiye’de darbe, darbe iddiaları ana gündem maddesidir. Darbe, darbe iddiaları, hicap duyuyorum. Bu kapsamdaki iddialardan TSK olarak rahatsızız. TSK’nın duruşu nettir, tekrar etme ihtiyacı duyuyorum. Türkiye 1960’lardan bu yana gelişti pek çok olay yaşandı. Biz TSK olarak bu olaylar geride kaldı, yaşanan olaylardan kendi payımıza alınması gereken dersi çıkardığımızı düşünüyorum. Bugün 2010 yılındayız, 2000’li yıllardayız. Artık Silahlı Kuvvetler olarak biz, ülkemizin ve toplumumuzun huzura ve barışa ihtiyacı olduğunu düşünüyoruz. Bugün herkesin, 72 milyonun bizce artık yürekten inanması gereken husus şu olmalı, biz bu düşüncedeyiz.

Darbeden kim menfaat sağlıyor

Biz diyoruz ki, demokrasilerde en ideal husus iktidarların seçimlerle, demokratik yöntemlerle yer değiştirmesidir. Darbe iddialarının gündemde kalmasından kim menfaat sağlıyor?

Başka ordulara benzetmeyin

Kimse TSK’yı, dünyanın başka ordularıyla mukayese etmek gibi hataya düşmesin. Biz ne Güney Amerika’nın bilmem ne ülkesinin ordusuyuz, ne Kafkaslar’daki bilmem ne ülkesinin ordusuyuz. Böyle bir hataya kimsenin düşmemesini özellikle rica ediyorum.

Aşk aşk şiirleri aşk şiirleri aşk şiirleri